AKP DEN SONDAKIKA CIKARTMASI

Meclis Adalet Komisyonu Başkanı ve AKP Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, verdiği türban kararıyla dikkatleri üzerine çeken Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri konusunda “askıya alıcı veto” önerisinde bulundu. İyimaya, öneri taslağında ise “Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tam sayısının en az üçte birinin yazılı teklifi ve beşte üçünün gizli oyu ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal ve itiraz davalarına ilişkin kararları ile yürürlüğü durdurma kararlarını askıya alabilir” dedi.

Öneri taslağında ayrıca askıya alma teklifinin, Anayasa Mahkemesi kararının yayımını izleyen on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verilmiş olması ve en geç üç ay içinde sonuçlandırılması öngörülüyor.

AKP, türbanla ilgili verdiği kararın ardından Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini kısıtlayacak formül arayışına girerken AKP Ankara Milletvekili ve Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’dan ilginç bir teklif geldi. Öneri taslağı halindeki teklifini yazılı basın açıklaması ile duyuran İyimaya, açıklamasında ise şunları söyledi:

“Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişikliklerini esastan iptal etmesi kararı, Türkiye’de varolan Anayasa Mahkemesi krizini bütün boyutları ile somut bir şekilde görünür kılmıştır. Anayasa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne tanıdığı ‘tali kurucu iktidar yetkisi’, Yüksek Mahkeme’nin bu kararı ile pratik olarak sona ermiştir. Krizin asli muhatabı, iktidarı ve muhalefeti ile siyaset kurumudur. Siyaset kurumunun ortak bir refleks geliştirmesi, suçlayıcı demeçlerle yetinmemesi, demokratik ve anayasal sorumluluğunun kaçınılmaz gereğidir. Tanımlanan görev tarifleri içinde egemenlik (yasama-yargı) çatışması, kabul edilebilir ve makul bir durum olarak nitelenemez. Aynı anayasa ve adalet vatanında yaşayan sorumlu bir kişi olarak, çözüm yolunda geliştirdiğim bir öneriyi; ‘askıya alıcı veto’yu kamuoyu ile paylaşıyorum.”

-ASKIYA ALICI VETO ÖNERİSİ NE GETİRİYOR?

İyimaya’nın öneri taslağına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tam sayısının en az üçte birinin yazılı teklifi ve beşte üçünün gizli oyu ile, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ve itiraz davalarına ilişkin kararı ile yürürlüğü durdurma kararlarını askıya alabilecek. Askıya almak için, Anayasa Mahkemesi kararının Anayasaya açıkça aykırı olması, dürüst yorum ilkeleri ile bağdaştırılmaması, temel normun birden fazla anlam içermesi, kararda kanun ya da anayasa koyucu gibi davranılmış olması hallerinden birinin gerçekleşmesi şart olarak öngörülüyor. Öneri taslağına göre TBMM üyelerinin özlük hakları ile Anayasa’nın ikinci kısmının ikinci ve dördüncü bölümlerinde ve usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalarda yer alan temel hak ve hürriyetlerin geliştirilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararları ise askıya alınamayacak. Askıya alma teklifinin, Anayasa Mahkemesi kararının yayımını izleyen on gün içinde TBMM’ye verilmiş olması ve en geç üç ay içinde sonuçlandırılması öngörülüyor. Öneri taslağına göre askıya alma teklifinin sonuçlandırılmasına ilişkin TBMM kararları, resmi gazetede yayınlanacak. Askıya alma kararı, Anayasa Mahkemesi kararını bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kaldıracak. Mahkeme kararında denetlenmiş olan kanun ve kanun hükmünde kararname, hiçbir işlem gerekmeksizin yürürlüğünü sürdürecek. Askıya alma kararının üzerinden beş yıl geçmedikçe, Anayasa Mahkemesi aynı kuralı yeniden denetleyemeyecek. Anayasa Mahkemesi kararları, resmi gazetede yayımından itibaren on güç geçmedikçe yürürlüğe giremeyecek. Süresinde verilen askıya alma teklifinin üç içinde sonuçlandırılmaması yahut reddi halinde Anayasa Mahkemesi kararının derhal yürürlüğe girmesinin öngörüldüğü öneri taslağında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı da kaydediliyor.

-ÖNERİNİN GEREKÇESİ

Öneri taslağının gerekçesinde ise verilerin ortaya koyduğu sonuçların Türkiye’nin adı konmamış bir Anayasa Mahkemesi krizi yaşadığını gösterdiği ifade edilerek “Zor zamanların kritik sorunlarında, anayasa direncini cesaretle ortaya koyan ve sistemi dönüştüren ‘anıtsal bir kararı’ göstermemek, düşündürücüdür. Verilerin ortaya koyduğu sonuçlar, Türkiye’nin adı konmamış bir Anayasa Mahkemesi krizini yaşadığını göstermektedir. Anayasa Mahkememiz vesayetçi demokrasinin hiç zorlanmadan kullanabildiği bir mekanizma görüntüsü içindedir. Bu uğurda yoruma elverişli olmayan açık normlar, çeşitli ve aykırı yöntemlerle askıya alınabilmekte, gerekirse karar çoğunluğundaki bir küçük sayı ile anayasa koyuculuğu üstlenilebilmektedir. Anayasanın özel normunun, partiye ve adaya göre farklı okunduğu hallere de rastlanabilmektedir” denildi.
Yüksek Mahkeme’nin Anayasa’ya yabancılaştığı belirtilen gerekçede, önerinin kuvvetler ayrılığı ilkesi ile çatışan bir yönünün olmadığına işaret edilerek “Yargıçlar devletini çağrıştıran bozulmaları önlemek, siyaset kurumunun görevidir. Önerinin temel amacı, Anayasa Mahkemesi’ni anayasanın geniş anlam coğrafyasının dışına taşmasını önleyecek bir mekanizmanın, kurucu iktidar yeteneğine sahip bir güç ve yöntemle üretilmesini sağlamaktadır. Bu yönüyle askıya alıcı veto, kullanımı bedellendirme yetkisi millete ait olan demokratik bir denge ve fren sistemidir” görüşüne yer verildi.

Ziyaettin Tokyay