Alperen saka rumuzlu yorumcunun yazdiklari

Alperen saka/okuyan biliyor 18-11-2008, 12:52:26

sevgili hüseyin abim yine döktürmüsun.Branşıma girmediği için az döktüreceğim.Fiyatları Alahü teala koyar bol verirse ucuzlar bazı sbeplerle az verirse pahalılaşır bunun adınada kriz derler.neye layıksak onunla yönetiliriz o rızkı buluruz bunca günah isyana yinede iyi ekmek buluyoruz.insanlar hayvanların bile yapmadaıkları ahlaksızlıkları yaptıkları müddetçe dini bilmeyip küfre düştüğü müddetçe son peygamberiini anımadığı müddetçe yine iyi rızıklandırılıyoruz.Tabi bilim vebteknolojide çiftçilikdeki gelişmeler falan filan bunlar işin hikaye kısmı Dünya halkı olarak topyekün Allahı hakkıyla tanımıyor emirlerini hakkıyla yapmıyoruz bunu halledebilsek diğerleri kendiliğinden çözülecek ama bunuda ancak hz. mehdi sağlayacak herhalde ondan sonrası yine karışık Allah sonumuzu hayırlı getirsin canımızı imanla alsın inşallah buyrun

Burçlar ve fal hurafesi

Son yıllarda burç ve fal tutkuları iyice yaygınlaştı. Gazetelerin fal köşelerine ilaveten internet siteleri de ortaya çıkıncı borsa, hava tahmin raporu takip eder gibi günlük olarak burçlar takip edilmeye başlandı. “O gün eline para geçecek mi, geçmeyecek mi, sağlık durumu nasıl olacak, iş ortağı ile kavga edecek mi etmeyecek mi, başına kötü bir şey gelecek mi, gelmeyecek mi?..” gibi konular günlük yapılacak mutat işler haline geldi. Hatta anne karnındaki çocuğun karakterini burçlar yolu ile öğrenme çabasına girildi. Daha enteresanı bazı anne babalar istemediği burçta çocuğu doğmasın diye, bebeğin doğumunu sezaryen ile gününden önce talep etmektedir!..
Bütün bu saçmalıklar, cahillikler inanç yönünden ne kadar erozyona, zafiyete uğradığımızı göstermektedir. Kaza ve kadere inanan, gaybı, geleceği sadece Allahın bileceğine iman eden bir Müslüman böyle hurafelerden uzak durur. Burçlara olan ilginin halkımızın bu konulardaki inançlarında büyük boşlukların olduğunu göstermektedir. Bu boşluk insanların falcılara, kahinlere bel bağlamasına sebep olmuş.
Bu kadar, ilmi ve teknolojik gelişmelere rağmen bugün de insanların büyük bir bölümü bu illetten, hurafelerden kendini kurtaramamaktadır. Maalesef gazetelerin en çok okunan köşeleri, burç ve fal köşeleri… Sıradan bir mahalli gazetede bile fal köşelerine rastlamaktayız
Bu tür hurafeler sadece bizde değil, Batı’da da çok yaygın. Bilhassa, teknolojinin zirvede olduğu Amerika’da meslek haline gelmiş. Her semtte astrologlar, adım başı falcı dükkanları, büroları açmış.
Burçlarla ilgili olarak yapılan bazı istatistiki bilgiler şöyle:
1- Birçok ülkedeki araştırma sonucuna göre nüfusun %50’den fazlası burçlara inanıyor.
2- Büyük şehirlerde yaşayanlar kırsal kesimlere nazaran daha fazla burçlara inanıyor ve uğraşıyorlar.
3- Astronomi bilen hiçbir bilim adamı burçlara inanmamaktadır.
4- Kalabalık şehirlerde, sosyal problemler daha fazla olduğundan burçlara inancı daha yaygındır.
5- Kadınlar erkeklere göre daha fazla burçlarla ilgileniyor ve uğraşıyorlar.
6- Daha çok fen bilimi eğitimi görmeyen sanatçılar ve işadamları burçlarla ilgileniyor.
Falcılara ve medyumlara inananların karakteristik özelliklerini de şöyle özetliyorlar: Kalabalık toplumlarda refah içinde yaşasalar bile kendilerine güvenleri sarsılan, sosyal bunalımlara giren, inancını kaybeden insanlar burçlar ve fal ile meselelerine bir çözüm aramaktadırlar.
Eğer burçlara dayalı fallar doğru olsaydı, bugün öncelikle gökcisimleriyle uğraşan astronomlar birer astrolog olurdu. Çünkü toplumda gökcisimlerini en iyi bilenler ve tanıyanlar astronomlardır. Astrologlara göre Başak burcunda doğanlar iyi idareci olamazken, Kova burcunda doğanların hepsi bilim adamı olmaktadır. Halbuki, Gauquelin isimli bir araştırmacı yaptığı istatistikî bir çalışma sonunda, on farklı mesleğe sahip 15560 kişinin burçları ile meslekleri arasında herhangi bir ilişkinin olmadığını göstermiştir.
Yine, Culver isimli araştırmacı 1981’de yaptığı çalışmada 300 kişinin fiziksel özellikleriyle burçları arasında hiçbir ilişki olmadığını ortaya koymuştur.
Tıp doktorları üzerinde yıldız haritaları ele alınarak ve yaklaşık 100 denek kullanılarak yapılan istatistikî bir çalışma sonunda, gökcisimlerinin konumlarıyla insanların davranışları arasında ilişki kurmanın mümkün olmadığı görülmüştür.
Yine benzer olarak, AÜFF Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’ndeki öğrenci ve öğretim elemanlarından oluşan 112 kişinin horoskopları çıkartılarak, aralarındaki istatistikî ilişkinin araştırıldığı bir çalışmada da, kişilerin burç yüzdelerinin rastgele dağıldığı, anlamlı bir dağılımın olmadığı ortaya çıkmıştır.
Bilim adamlarının burçlarla ilgili bildirisi

Bugün Batı’da hemen hemen her kesimde bizde ise maneviyattan uzak veya maneviyatı zayıf sosyete kesimde çok kimsenin her gün danıştığı bir falcısı, medyumu bulunmaktadır. Bunlara, “Şöyle bir iş kurmak istiyorum başarılı olabilecek miyim, işlerim iyi gitmiyor ne yapayım, kızım evde kaldı nasıl evlendirebilirim?!.” gibi sorulara muhatap oluyorlar.
Verdikleri cevaplar da hep gelecekten haber vermekle ilgili. Halbuki dinimizde, gelecekten haber vermek, buna inanmak insanın dinden çıkmasına sebeptir. Dolayısıyla dinini bilen bir kimsenin yapacağı işler değil bunlar. Günümüzün yerli yabancı ilim adamları da böyle şeylerin hurafe olduğunu söylemekteler. Bu tür işlerle uğraşan kimselere ilim adamlarının verdiği ilmi cevaplara yer vermek istiyorum:
Amerika’da “The Humanist” dergisi geçtiğimiz yıllarda astrolojiye karşı önemli bir bildiri yayınlamıştı. Bu, 18’i Nobel Ödülü almış 186 bilim adamı tarafından imzalanan bir çağrıdır. Bir emekli astronomi profesörü (B.J. Bok), bir bilimsel makale yazarı (L.E. Jerome) ve bir felsefe profesörü (P. Kurtz) tarafından kaleme alınan bildirinin metni özetle şöyledir:
“Birçok bilim adamı astrolojinin dünyanın büyük bir kısmında giderek yaygınlaşmasından, kabul görmesinden ciddi endişe duymaktadır. Aşağıda imzası bulunan bizler astrologların özel ya da genel olarak yaptıkları kehanetlerin ve verdikleri öğütlerin kabul görmesi tehlikesine karşı toplumu uyarmak istiyoruz. Astrolojiye inanmak isteyenler, ilkelerinin hiçbir bilimsel temele dayanmadığını bilmelidirler.”
Astrolojiyle ilgili pek çok araştırma hep aynı sonuca varmaktadır: Astrolojinin öne sürdüğü tezlerin hiçbirinde ilmi gerçeklik payı yoktur. İddiaların tamamı bir safsatanın ürünüdür.
Astrologların evrenin gerçek fiziksel yapısıyla ilgili ya hiç bilgisi yoktur ya da çok sınırlı ve yanlış bilgiye sahiptirler. Astroloji, altı ay güneş ve gezegenlerin hiç görülmediği kutup bölgelerinde doğan kişilerin burçları konusunda hiçbir açıklama getirememiştir. Benzer olarak doğum, uzayda veya başka bir gezegende olsaydı falı ne olurdu?!.
Tıp bilimi, bebek anne karnındayken bile çevreden, dış uyarılardan etkilendiğini ispatlamıştır. Oysa astroloji için sadece ve sadece doğum anı çok önemli olup, doğum öncesi etkiler hiç dikkate alınmamaktadır.
5000 yıldır insanlığın gündeminde olan astroloji, bu yönde insanlığa hiçbir yarar sağlamamıştır; bilimsel düşünceye göre bundan sonra da sağlaması beklenmemektedir. Bu gerçeğin de halka gösterilebilmesi için biz astronomlara bazı görevler düşmektedir. Bunun için yapılabilecek bazı faaliyetler şunlar olabilir:
1- Basın yayın organlarını kullanarak toplumun aydınlatılmaya çalışılması. Ancak bu konuda kullanılabilecek bu türden yayın kaynakları sadece bilimsel yayın organları olmalıdır. Çünkü, zaten medyanın hemen hemen tamamı astrolojiyi kendi çıkarları uğruna kullanmaktadır.
2 – Astronomi bölümlerince periyodik olarak “astronomi günleri” düzenlenerek belli kesimleri eğitmek suretiyle, astrolojinin ne tür bir aldatmaca olduğunun gözler önüne serilmesi.
3 – Astrolojinin anlamsızlığını ve gereksizliğini gözler önüne seren ilmi bir bildiri yayınlaması. Çünkü, bilim adamlarına göre hiç bir gerçeklik payı olmayan astrolojiden çıkar sağlamak, aldatmadan, hatta dolandırıcılıktan başka bir şey değildir.
4 – Kendilerine ve çevrelerine karşı güvenlerini yitiren, sosyal bunalımlara düşen insanların, bu zararlı inançla kendilerini avutup zaman geçirmelerine mani olunmalı, kendilerine astrolog diyen umut tacirlerine alet olmaktan kurtarılmalı.

kayanak haber50.com sitesi

Ziyaettin Tokyay