Ayni Kati paylasan Komsular

Izmirden eve geldik baktim bizim katta on tane komsu olmus biz giderken bana bu kata talebe almiyacagim demisdi ama talebeyi gorunce dayanamayip almis .
Komsuluk iliskilerini iyi bilirim yan komsular ondeki ve arkadaki komsular ust ve alttaki komsular ama ayni kati paylasan komsularada az rastlanir gerci komsulugumuz surecinde ne biz ne onlar yag seker tuz vs istemediler bizde istemedik
“…Anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere ihsân ile muâmele edin, iyi davranın…” (en-Nisâ, 36)
Âyette bahsedilen “yakın komşuya iyilik etmek”, evi yakın olan veya hem yakın komşu hem akrabâ hem de din kardeşi olan kimselere güzel muâmelede bulunmak, yardım etmek ve kusurlarına karşı sabırla tahammül göstererek onları affetmektir.
Uzak komşuya iyilik etmek ise, evi uzak olan veya akrabâlık bağı bulunmayan yahut müslüman olmayan kimselere el uzatmak ve gönlümüzü açmaktır.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, üzerimizdeki hakları itibârıyla komşuları üçe ayırmıştır:
a. Bir hakkı olan komşular; gayr-i müslimler: Bunların sadece komşuluk hakkı vardır.
b. İki hakkı olan komşular; müslümanlar: Bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır.
c. Üç hakkı olan komşular; akrabâ olan müslümanlar: Bunların da hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabâlık hakkı vardır.[175]
İslâm, insânî muâmeleleri yakından uzağa doğru tanzîm etmiştir. Bu sebeple daha yakın olanın daha fazla hakkı vardır ki, insan tabiatının îcâbı da budur.[176]
Bütün insanların güzel komşularla yaşamak istediğini düşünerek evvelâ kendimiz güzel bir komşu olmalı, daha sonra da sâlih komşular arasında oturmaya gayret etmeliyiz. Zîrâ müslümanı dünyada bahtiyar eden şeylerden biri de sâlih komşudur.[177] Bu sebepledir ki Fahr-i Kâinât Efendimiz:
“Devamlı ikâmet ettiğiniz yerde kötü komşudan Allâh’a sığınınız! Göçebe olduğunuz yerdeki komşu nasıl olsa bir müddet sonra sizden ayrılır.” buyurmuştur. (Nesâî, İstiâze, 44)
Bu hususta meşhur olan; “Ev alma komşu al!” sözü, hayırlı komşular arasında yaşamanın, mânevî hayâtımız açısından da ne kadar ehemmiyetli olduğunu açıkça göstermektedir. Aynı şekilde, mescitlere komşu olmaya da îtinâ göstermek gerekir. Böylece insan, secdeye dâvet telkinleri olan ezânın rûhâniyetinden uzak kalmamış olur.
Komşuluk o derece mühimdir ki, sadece bu dünya ile de sınırlı kalmamaktadır. Ha¬yat¬ta iken sâ¬lih¬ler¬le be¬ra¬ber¬lik ehem¬mi¬yet¬li ol¬du¬ğu gi¬bi, ka¬bir¬de de on¬la¬ra kom¬şu ol¬mak büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Bunu Allah Rasûlü -sal¬lâl¬lâ¬hu aley¬hi ve sel¬lem- şöy¬le ifâ¬de bu¬yu¬rur:
“Ölü¬le¬ri¬ni¬zi sâ¬lih in¬san¬la¬rın ara¬sı¬na def¬ne¬di¬niz.” (Dey¬le¬mî, I, 102)
Bunlarla birlikte komşuların ufak tefek eziyet ve sıkıntılarına da katlanmak gerekir. Zîrâ Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği kişilerden biri de, komşusunun eziyetlerine Allah rızâsı için katlanan kimsedir. Allah Teâlâ onu, bir şekilde komşusunun fenâlığından muhâfaza eder.[178]
Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- komşu hakları husûsunda şöyle buyurmuştur:
“Cebrâîl bana, dâimâ komşu hakkını tavsiye ederdi. Öyle ki ben, komşuları birbirine mîrasçı kılacak zannetmiştim!” (Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140)
“…Komşuna ihsanda bulun ki (kâmil bir) mü’min olasın…” (Tirmizî, Zühd, 2/2305; İbn-i Mâce, Zühd, 24)
Ebû Zer -radıyallâhu anh- şöyle der:
“Dostum Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana şöyle vasiyet etti:
«Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde ikrâm et!»” (Müslim, Birr, 143)
Hadîs-i şerîf muktezâsınca komşu hakkını îfâya, yokluk dahî mâzeret değildir. İmkânı dar olan kişi de gücü nisbetinde komşusunu kollamak durumundadır. Zîrâ Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den şöyle bir ihtar vârid olmuştur:
“Komşusu açken tok yatan kimse mü’min değildir.” (Hâkim, II, 15; Heysemî, VIII, 167)
Diğer taraftan komşulara huzursuzluk vermek, büyük bir îman zaafıdır. Komşular, öncelikle birbirlerinin şerrinden emîn olmalıdırlar. Nitekim Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’ın rivâyetine göre Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:
“–Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz!” buyurdu. Sahâbîler:
“–Kim îmân etmiş olmaz, yâ Rasûlallâh?” diye sordular. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:
“–Yapacağı fenâlıklardan komşusu emniyet içinde olmayan kimse!” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 29; Müslim, Îmân, 73; Tirmizî, Kıyâmet, 60)
Fenâlıklarından komşusu emniyette olmayan kimsenin cennete giremeyeceği de haber verilmiştir.[179]
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- komşu haklarını şöyle açıklar:
“Bir kişi, ehline ve malına gelecek kötülükten korktuğu için kapısını komşusuna kapalı tutmak zorunda kalıyorsa, o komşu, gerçek mü’min değildir. Aynı şekilde şer¬rinden emîn olunmayan komşu da gerçek mü’min değildir.
Komşu hakkının ne olduğunu biliyor musun? Senden yardım dilediğinde yardım etmen, borç istediğinde vermen, muhtaç olduğunda ihtiyacını görmen, hastalandığında ziyâret etmen, bir hayra kavuştuğunda tebrik etmen, musîbete uğ¬radığında tâziyede bulunman, öldüğünde cenâzesine katılman, izni olma¬dıkça binânı onun binâsından daha yüksek yapıp rüzgârına mânî olmaman, çorbandan az da olsa ona da göndermek sûretiyle tencerenin kokusuyla onu rahatsız etmemendir. Bir meyve satın aldığında ona da hediye et, eğer bunu yapamazsan meyveyi evine (komşuna göstermeden) gizlice getir. Onu çocu¬ğun da dışarı götürüp, komşunun çocuğunu özendirmesin.” (Beyhakî, Şuab, VII, 83; Kurtubî, V, 120-123)
Komşuya verilecek veya ondan gelecek herhangi bir hediyeyi kesinlikle küçük görmemelidir. Her vesîleyle onların gönlünü almaya bakmalı, devamlı ikram ve ihsanda bulunmalıdır. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ne güzel buyurur:
Evin icinde rahat sekilde dolasmak onlarin en tabi haklari yani disariya ciktikleri sekilde odanin icinde devamli duramazlar onlar diger odalardan ciktiktan sonra kendi odalarina giresiye kadar bende bulundugum odanin kapisini acmiyordum,ki onlar rahatsiz olmasin diye onlar sicak suyu kullanirken bende ihtiyacim oldugu halde sicak su kullanmadim taki onlarin isi bitesiye kadar bekledim aslinda ust kat tarasda buraya gelirken ziyafet dusunuyordum ve hatta aldigim tatliyi bile veremeden geldim .

Ust kata cikan aralikda dolaplari bile zorda kalmadigim muddetce acmadim zira yan komsularin penceresi o tarafa baktigi icin araliktan bizi gozetliyor demesinler diye halbuki ordaki esyalarin elden gecip yerlerinin deyismesi gerekirdi sadece cok luzum olan esyalar icin o dolaplari acmak zorunda oldugum icin actim .
Turkiye tarihinde belki bir ilki gerceklestirdik ama ben disaridan biri deyildim kiracidan cok ordaki insanlar bana emanetti benim Pansiyonumda kaliyordu onlarin en guzel sekilde rahat etmeleri derslerini calismalari gerekiyordu sanirim sizleri rahatsiz etmemisimdir .
Mutlu gunler sizlerin olsun
Benim kat komsularim yazi ve yorumlarinizi bekliyorum .

Ziyaettin Tokyay