Basbakan Erdogandan Tarihi konusma

“Burası TBMM. Türk milletinin 70 milyonun iradesinin tecelli ettiği kutlu çatı. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesi, 23 Nisan 1920’de burada hayat buldu. Kurtuluş savaşını yapan irade burada şekillendi. Bu meclis hiçbir vesayeti, gölgeyi bugüne kadar kabul etmedi. Bundan böyle de kabul etmeyecektir. Zira bu meclis hür iradesiyle kartuluş destanını yazdı. Burası milletin halim-i ismatidir. Bu çatının altında bu ülkenin hiçbir vatanhdaşı unutulmaksızın, hiçbir ayırıma tabi tutulmaksızın herkesin hukuku savunulur. Harkesin iradesi burada temsil edilir. Bu milletin şerefi ve aklı selimin yolundan ayrılmadan metanetle ve vakarla, milletimizin hukukunu ilelebet koruyacağız.”

Ne milletimizin önünde ne de gerisinde olacağız
“Kendimizi geri çekmeden, milli irademize, müşterek hukukumuza hep birlikte sahip çıkacağız. Milletimizle aynı üslubu kullanacağız. Aynı vefa ve kader çizgisinde yürüyeceğiz. Ne milletimizin bir adım önünde olacağız ne de bir adım milletimizin gerisinde. Milletimizin istisnasız tamamı adaletten ve hakkaniyetten yanadır. Sizi de bu milletin emanetine sadakatle sahip çıktığınız için kutluyorum. Bu ülke için, birliğimiz için, adalet için, hakkaniyetten ayrılmayan, vicdanının sesine kulak veren diğer parti ve milletvekillerini de aynı samimiyetle selamlıyorum. Biz esen rüzgarlara göre yönümüzü belirlemiyoruz. Bu istikamet milletindir. Bu siyaset milletindir, sizindir. Rotamızı da millet belirlemiştir. Milletimizin umutlarını, özlemlerini temsil ediyoruz. Milletimiz kendi ülkesinde kendi bayrağı altında kendisini yönetenlerden adalet ve demokrasi istiyor. Ne bir eksik ne fazla; adalet ve demokrasi.”
Güneşin doğuşuna binlerce kez şahit olduk
“Hiç bir zaman, bulunduğumuz makakları kendimizin saymadık. Milletimizin başarısı asla başımızı döndürmeyecektir dedik. Bize oy versin vermesin, bütün vatandaşlarımızın hukukunu koruyacağız. Emanetini emanetimiz bileceğiz. Bunu siyaseten söylenmiş sözler olarak görenler hissiyatımızı paylaşmamış olabilir. 6 yıla yakın zamandır icraatlarımız ortadadır. İktidarımız döneminde ülkemizin zarar göreceği adımlardan uzak durduk. Yürüyüşümüz milletimizle birlikte devam ediyor, devam etmeli. Şu kısacık hayatımızda bile, gölgelerin üstümüze geldiği en zor zamanlarda güneşin doğuşuna binlerce kez şahit olduk.”
Sadece CHP, meclisin yetkilerinin kısıtlanmasını istiyor
“Bu güven atmosferinde milletimizin ufkunu açmaya çalışıyoruz. Erkler arasında yetki çatışması çıkarmak için çabalayan bir anlayışın hala varolması sıkıntıdır. Ana Muhalefetin siyaseti içeriden zayıflatmaya yönelik girişimleri ortadadır. Bir tek meclisin yetkilerinin kısıtlanmasını CHP’den duyarsınız. Başkasından duyamazsınız. Daha önce de çatışma ortamı olur diyerek yüksek mahkemeyi tehdit ediyorlardı. Dün hedefleri yüksek mahkemeydi bugün meclis. Bu CHP sözcüleri ne istiyor. Yasama ve yargı erklerini karşı karşıya getirmek istiyorlar. Türkiye’nin çözüm bekleyen ağır meseleleri varken, bir yetki çatışması meydana getirmek istiyorlar. Yargı kurumlarının güven kaybetmesi, meclisin etkisiz hale getirilmesi onları ilgilendirmiyor. Dokunulmazlığın kaldırılması talebinin altında yatan da budur. Türkiye’nin demokrasi tarihi rakiplerine kuyu kazmaya çalışırken kendi bindiği dalı da kesen siyasi aktörlerle doludur. Gerilimin ağır bedeli her zaman bu aziz millete ödettirilmiştir. Yıkıcı sayiset yürütmek kimseye fayda getirmemiştir. Bugün de böyle bir sınavdan geçiyoruz. Her şey milletin gözü önünde oluyor. Millet bunun da çetelesini gün gün tutuyor. Korku siyaseti ciddi zararlar veriyor. Bu gölge oyunları, bu korku siyaseti bir şey getirmez.”
İdeolojik yargı kararları milli iradeye açık tavır almaktır
“İdeolojik yargı kararları milli iradeye açık tavır almaktır. Objektif hukuk kurallarını sabote etmektir. Hukuk kaynağı anayasadır. Anayasa zemininde ve anayasadan aldığı meşruiyet çerçevesinde faaliyette bulunulur. 6. Madde, “Hiç kimse veya organ, kaynağını anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamaz” diyor. Her uygulama anayasaya ve yasalara uygun olmalıdır. Anayasaya dayanmayan hiç bir karar anlam taşımayacağı gibi anayasanın vermediği hiç bir yetki de kullanılamaz. 148. maddesine göre anayasa mahkemesi değişyiklikleri sadece şekil bakınından inceler ve denetler. Mahkemenin son kararı anayasanın bu hükümleri çerçevesinde tartışılmaktadır. Öyle görünüyor ki bu daha çok tartışılacak. 1982 anayasası yürürlüktedir. İster beğenelim ister beğenmeyelim. Türkiye’nin ne sistem yetmezliği ne de erkler arası çatışma yaşama lüksü yok. Anayasayı gözardı ederek hareket etmemiz sözkonusu olamaz. Zaman zaman anayasayı okumalarını tavsiye ediyorum.”
Yasama yetkisi sadece ve sadece TBMM’nindir
“Bunları ideolojik gözlüklerle değil evrensel hukuk normlarıyla okumalıyız. 6. maddeye göre ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ Egemenliğin kullanılmasa hiç kimseye, bir zümreye bırakılamaz. Yasama yetkisi Türk milleti adına TBMM’ye verilmiştir. Bu yetki hiç bir surette devredilemez. 87. madde: ‘TBMM’nin göreöv ve yetkileri kanun koymak, değiştirmek veya kaldırmaktır.’ Sadece ve sadece seçilmiş meclislere aittir kanun koyma yetkisi. anayasa tarafından verilen bu yetkiyi kimse yüce meclisimizden alamaz. Kimse kendini yasa koyucu yerine koyamaz. Anayasamıza göre TBMM’de yasama ypetkisini devredemez. Bu hak ve yetki TBMM’ye verilmiştir. Ben yaptım oldu anlayışını demokratik rejimler kaldırmaz. Hükümetler, yasa koyucu ve yargı yaptığında da kaldırmaz. Bu anlayış demokratik hukuk devletlerinin kimyasını bozar.”
CHP’nin ısrarı bu noktaya gelinmesine neden oldu
“Yürütme yanlış yaptığında yargıdan döner, olmadığında milletten döner, yasama da böyle. Peki yargı yanlış yaptığında ne olur. Bunun da baş müsebbibi CHP’dir. CHP’nin muhalefeti budur. Kimsenin yargı kurumunu böyle bir tartışmanın tarafı haline getirmeye hakkı yoktur. CHP’nin ısrarı bizi bu noktaya getirmiştir. Sadece yasama ve yürütmenin eleştirilebileceği bir sisteme demokrasi denmez. Demokratik rejimler hesap verebilirlik rejimleridir. Hiç bir kurum kendisini anayasanın üzerinde göremez. Hukuk sistemimizde kaynağını anayasadan veya yasalardan almayan hiç bir yetki millet adına kullanılamaz. Parlamenter demokrasimizin sağlıklı çalışması bunun gözetillesiyle mümkündür.”
Anayasa Mahkemesi bunun bilimsel izahını yapmalı
“Hukuk sistemimiz göz göre göre erkler arasında bir yetki karmaşasına sürüklenirse herkes zararlı çıkar. Kimse bundan fayda ummasın. Türkiye’yi derhal bu ortamdan çıkarmak zorundayız. Mahkeme de bir an önce 10 ve 42. maddeler ile ilgili kararlar noktasında, bütün ilmine inandığım kişilerle yaptığım müzakerelerde bunu gördüm. Bu da Anayasa Mahkemesi adına bir talihsizlik. Bunun bilimsel izahını bize yapmak zorundadırlar. Türkiye teammüllerle idare edilemez. Anayasa’nın 153. maddesinde belirtildiği gibi iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Bunu anayasa söylüyor. Tartışılmak durumunda.”
Beyler, millet yönetiyoruz, ülke yönetiyoruz, oyuncak değil
“Neden gerekçeler ortaya konmadan iptal kararı çıkarıldı. Bana soruyorlar. Ne bekleniyor. Çünkü bu ülkeye zaman kaybettiriyor. Bu kararın hangi anayasal gerekçelere dayandırıldığı konusunda kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmalı. Neydi aceleniz. Hangi gerekçe ile anayasa değiyikliğinin esastan görüşülerek karara bağlanodığı hususu mutlaka açıklanmalı. Yazılı veya görsel medyanın fiskos gazetelerinden haberlerle bu ülke yönetilir mi? Beyler, ülke yönetiyoruz ülke. Millet yönetiyoruz millet. Oyuncak değil.”
Her kurum kararlarının sonucundan mesuldür
“Bu tek başına ne şu ya da bu siyasi partinin meselesidir. Bu mesele sadece TBMM’ye verilen yasama yetkisi temelinin korunması ve hukukun üstünlüğüne saygının korunması meselesidir. Yasama faaliyetlerinin anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesi’nin de meselesidir. Yasama organı ve yürütme denetime tabidirler. Hem milletin hem de yargısal denetime tabidirler. Yargı orgarlarının kararlarının eleştiri dışı tutulması beklenemez. Hek kurum kararlarının sonuçlarından mesuldur. Başına buyruk, keyfi davrandığı dikta rejimlerinde ancak böyle bir şey sözkonusu olabilir. Mesele anayasa hepimiz için bağlayıcı mıdır, değil midir meselesidir. Hukuk, hepimizin güvencesi olmak zorundadır. Tüm kişi ve kurumlar anayasal kuralları gözetmelidir. Demokratik hukuk sisteminin işleyişini zedeleyecek her türlü girişim, telafisi zor yaralar açacaktır.”
5 buçuk yılda geldiğimiz nokta ortada
“Anayasamızın hiç bir maddesi diğerinden daha önemsiz değildir. Maddelerinden bazılarını gözardı eder, kurum ve kuralları aynı hassasiyetle gözetmezsek bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmış oluruz. Ne yasamanın ne de yargının yıpratılmasına razı olamayız. Bizim gayemiz her zaman milletimizin gelirini, ülkemizin itibarını arttırmak olmuştur. Bütün parametreler açık net ortada, 5 buçuk yıl önce ve sonra nasıl bir ülke. Güven ortamında büyüyen bir ekonomi var. Bugün ihracatımız 121 milyar dolar. 79 senede 36 milyar dolarken 5 yılda bunun üzerine 85 milyar dolar ilave eden bir iktidar iş başında. Bu iktidarın bütün bu gayretine rağmen bunları hayal bile edemeyenler bu gerçekleri görsün. Bu seviyelere ulaşılamaz diyenler vardı. Bunlara hayal diyenler vrdı. Onların hayallerinin bile ulaşamadığı yerlere ulaştık. Bu rakamların bazıları için hiç bir önem taşımadığı ortada? Bunların derdi başka. Biz bunları bunları yaptık. Bunu kabul edenlere ben biz diyemem ki. Onlar da iktidar oldular, ama benim ülkemi nereye getirdikleri ortada. Tuzu kurular için bunlar önemli değil. Süremkli istikrara çomak sokmanın peşindeler. Onlara kalırsa etrafımıza duvar örecekler. Girişimcimiz bir yere gitmesin, uluslararası sermaye gelmesin. Dünyanın parasını borçlandılar IMF’ye. 23.5 milyar dolar borçla devraldık. 6.9 milyar dolara düştük. Ancak bu rakamlar onlar için bir anlam taşımıyor. Merkez bankasının rezervi 26.5 milyar dolardı. Şu anda 77 milyar doları aştı.”
Rakamlar onları ilgilendirmiyor çünkü onların tuzu kuru
“Bu durumumuz olmasaydı dünyadaki krizler bizi de ciddi manada vururdu. Bu rakamlar yoksullar için, geleceğimiz için anlam taşır. Bu rakamlar bizim için, istikrar, güven için anlam taşır. Kimsenin bu rakamlara kastetmeye hakkı olamaz. Kimsenin büyümemize kastetmeye hakkı yok. Dün petrol fiyatları zirve yaptı. Varili 139 dolara yükseldi. Biz geldiğimizde 22 dolardı. İkide bir önümüze çıkıp cari açık diyorlar. Önce bu artışları bir masaya yatır. Bzim petrol kuyularımız yok. Biz de onun Enerji Bakanlığı döneminde olduğu gibi petrol kuyuları mı oluşturalım. Milletçe bu aradaki farkı birlikte paylaşıyoruz. 5 yıl elektriğe zam yapmayan iktidar şu anda tamamen otomatiğe bağlıyoruz. Benzin fiyatlarını tamamen kendi borsası belirliyor, ama muhalefet bunu bize mal ediyor.”
Bunun vebalini ödeyemezler
“Böyle bir ortamda sorunlar çıkaranlar vebalini ödeyemezler. Bu beden milletin cebinden ödenir. Milletim bunu çok iyi değerlendirecek. Biz AK Parti hükümeti olarak sorumlu davranmaya devam edeceğiz. Millet hizmet yolunda kararlı adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz.”

1 Comment
  1. Reply
    mehmet_43 Haziran 19, 2008 at 4:13 pm

    sigara yasagı ile ilgili fikirleriniz yazarmısınız ?

Bir yorum bırakın

Ziyaettin Tokyay