Basbuga Dogru Konus Cagrisi

10 Ekim 2008 09:24
Org. Başbuğ “doğruları konuşma” taahhüdünde bulunmuştu ama son olay hiç de öyle olmadı. Şamil Tayyar, çelişkiyi yazdı ve sert çağrısını yaptı…

Şamil Tayyar’ın Star’daki yazısının ilgili bölümü:

Hani doğruları konuşacaktık
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 16 Eylül günü Genelkurmay karargahında düzenlediği ‘Medya ile Diyalog’ toplantısındaki gözlemlerimi, ertesi günkü yazımda aktarmıştım.

Başbuğ’u samimi bulmuştum.

Şöyle diyordu: ‘Biz eleştiriye her zaman açığız. Köşe yazarları farklı değerlendirmeler yapabilirler. Ama haberlerin doğru bilgiye dayanması lazımdır. Doğru bilgiye dayalı yapılan haberlere itirazımız olmaz.’

Şöyle demiştim: ‘Başbuğ’un bu ifadesini taahhüt olarak aldım.’

Gelin birlikte Orgeneral Aydoğan Babaoğlu’nun Hürriyet’e yaptığı açıklamayı ve Genelkurmay’ın duyurusunu birlikte değerlendirelim.

Tarih 8 Ekim Çarşamba. Babaoğlu, Hürriyet’ten Metehan Demir’e şöyle diyor: ‘Şehitlerimizin haberi bana o gün doğal olarak anında ulaşmadı ama sonrasında başlatılan her harekatın emrini Ankara ile koordine ederek bizzat verdim.’

Demek istiyor ki, çatışma haberinden Cuma akşamı veya Cumartesi sabahı haberdar olmadım, olduğum anda da hava operasyonunu ben yönettim.

Eyvallah! İnsanlık hali, olabilir. Talihsiz bir tesadüfle karşılaşabilir. Soru şu: Hain saldırı haberini öğrendikten sonra golf oynamaya neden devam ettiniz?

Gelelim Genelkurmay’ın bildirisine: ‘Hava kuvvetleri komutanımızın Antalya’da bulunduğu sırada 4 Ekim 2008 Cumartesi günü akşam saatlerine kadar olan sürede Bayraktepe bölgesinde meydana gelen çatışma sonucunda verilen şehitler hakkında bir bilgisi olmamıştır.’

Hangisi doğru?

Komutan, ‘geç de olsa çatışmadan haberdar oldum ve hava operasyonunu yönettim’ diyor. Genelkurmay ise ‘Hayır, akşama kadar haberi olmadı’ görüşünde.

Beni bağışlayın, iki açıklamadan biri yalan. Çünkü doğrular çelişmez.

‘Haberi doğru bilgiye dayalı yaparsanız itirazımız olmaz’ diyen Genelkurmay Başkanı Başbuğ’a çok açık soruyorum: Sayın Paşam, sizin açıklamanıza mı itibar edeceğiz, komutanın söylediklerine mi?

Benim gönlüm sizden yana. 16 Eylül’deki brifinde dediniz ki: TSK ile ilgili konularda bizim açıklamalarımızı esas alın.

Esas alıyorum.

O zaman aklıma şu sorular takılıyor: Genelkurmay 2. Başkanının sözünü ettiği iki F-16’yı çatışma bölgesine kim gönderdi? Böylesine kritik bir süreçte hava kuvvetleri komutanı neden bilgilendirilmedi? Akşama kadar TV ekranlarında bangır bangır verilen saldırı haberlerini komutana duyuracak bir dostu dahi yok mu?

Eğer durum bu kadar vahimse, sayın komutanımızı daha fazla üzmemek ve golf heyecanını kesintiye uğratmamak adına Serik’te sürekli tatile göndersek, emekliliğinin keyfini doya doya yaşasa fena mı olur?

Ne dersiniz?

Ziyaettin Tokyay