Derin devletin adami Budur

Derin Devletin Adamı Budur
Derin yapının Erdoğan sonrası Şener ya da Çiçek’i düşündüğünü mü zannediyorsunuz?
Yusuf Gezgin/Aktifhaber
Derin Devletin Başbakan Adayı
“Derin yapılar” başlarda AKP’nin hükümet etmesini problem görmüyorlardı. Belki de “milletin gazını almak”, “bir kadronun başarısızlığını ortaya koymak” açısından yararlı buluyorlardı. Nasıl olsa istedikleri anda istedikleri hükümeti başarısızlığa mahkûm edebilir, siyaset kulvarının dışına itebilirlerdi. Siyaset sahnesi “derin operasyonlar” karşısında şapkasını alıp giden, koltuğunu bırakıp kaçan liderlerle doluydu. Varoşlardan çıkmış bir lidere ve avenesine mi pabuç bırakacaklardı!..

Derin yapı buyruklara itaat etmeyenlere karşı hukuk ve siyaset dışı pek çok çözüm(!) yöntemine sahipti. Teslim olmayan iktidarları her türlü manipülasyon ve provokasyonu kullanarak itaate icbar edebilirdi. Ekonomik kriz çıkarmaktan, toplumsal kaos oluşturmaya, terörü azdırmaktan, iç çatışmaları körüklemeye kadar pek çok müdahale yönteminin alt yapısı kontrollerindeydi. Gerekirse, “sistemin içine konuşlandırılmış kurumlar” devreye sokulurdu. Olmazsa kuvvetler ayrımı devleti kilitleyecek şekilde, bir kuvvetler vuruşması haline getirilirdi. Bütün yollar bitse bile, askeri müdahaleyle milleti ve hükümetleri hizaya sokarlardı. Güneydoğu’nun böyle bir müdahale sonucu kopacak olması, iç karışıklıklar çıkma ihtimali, ekonominin bozulması, dünyadaki itibarımız, AB yolundaki yürüyüşümüz bunları hiç ilgilendirmiyordu. Onlar, ülke 3. dünya ligine demir atsa da, memleket kaos ve kargaşaya teslim olsa da ayrıcalıklarının derdindeydiler.

Şimdiye kadar pek çok derin yöntemi kullandılar. Ama “varoşların sonradan görme kabadayısı” 7 canlı çıktı. Hükümet her çelmeden kurtuldu, her tuzağı atlattı ve yoluna devam etti.

Şu anda derin yapı “yargı müdahalesi”yle sersemlettiği AKP hükümetini ameliyat masasına yatırmaya hazırlanıyor…

Her şeyden önce bu mücadelenin bir “psikolojik muharebe” olduğunu hatırlatalım. AKP’yi korkutabildikleri, kamuoyunu umutsuzluğa itebildikleri oranda operasyonun başarı şansı var. Sistemin kilitlenmesi, ekonominin bozulması, vatandaşın bu cendereden çıkış olmadığına inandırılması durumunda hükümete yapılacak ameliyat başarılı olabilir. Aksi halde hükümet neşterin altına yatırılamayacaktır. Uyuşturulmamış, eli kolu bağlanmamış bir bünye üzerinde operasyon denemesi ise ciddi tehlikelere gebedir.

Ülkeyi ve hükümeti bir operasyona müsait hale getirme çabaları hızla devam etmektedir. Ancak AKP hükümetinde operasyona direnç gösterme iradesi görülmemektedir.

Kapatma davası Erdoğan liderliğindeki hareketin küçültülmesini ve iktidardan uzaklaştırılmasını hedeflemektedir. Abdullatif Şener’in hareketi partiyi yıpratma ve parçalar koparma amaçlıdır. Parti içinde gemiyi terk ederek işaret edilecek cephelere kayacak epeyce kimse vardır. Ama bunlar tünelin ucunu görmeden harekete geçmeyi riskli bulmaktadırlar. Şener projede esas oğlan değildir. Kendi farkında olmasa da, ona biçilen misyon “bir bölen” olmaktır. Ortam ısınırsa partiden daha başka bölenler de çıkarılacaktır.

Eğer mevcut derin proje başarılı olur, hükümet yıkılır, parti dağılırsa; AKP hükümetini ikame edecek “yeni bir merkez sağ parti” planlanmaktadır. Muhafazakâr, hatta dini tonlara sahip olacak, Anadolu’nun desteğini alabilecek söylemlerle donatılacak bu partinin lideri siyaset sahnesine ilk defa çıkan, yıpranmamış birisi olacaktır. Brutuslerden birisi olmayacaktır. Yeni merkez sağ partinin itibar erozyonuna uğramamış, güçlü, güvenilir, yepyeni bir parti olması hedeflenmektedir.

AKP enkazı üzerine bina edilecek partinin lideri ve planlanan hükümetin başbakanı TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’dur. Hisarcıklıoğlu 2-3 yıldır tirübünlere yatırım yapmakta, saha kenarında siyasete ısındırılmaktadır. Derinlerin güçlü lider adayı, epeyce zamandır toz kaldırmadan ülkeyi dolaşmakta, ince mesajlar vermektedir. Hükümetle bozuşmamaya, erken deşifre edilerek yıpranmamaya özen göstermektedir. Şu anda AKP içinden ve dışından pek çok siyasetçi Hisarcıklıoğlu’nun etrafında halkalanmak için AKP’nin tozunu görmeyi beklemektedir. Kulislerde Hisarcıklıoğlu’nun “Tayyip’i halledemezseniz sahaya inmem” dediği yönünde rivayetler dolaşmaktadır. Bu yüzden bütün hesaplar hükümetin yıkılmasına bağlıdır.

Yürürlükteki projeyle hükümetin ve AKP milletvekillerinin tedirgin edilmesi, korkuya ve belirsizliğe teslim olması istenmektedir. Şu anda partinin iç bütünlüğünü bozmaya, Erdoğan’ın liderliğini zayıflatmaya ve partiyi içinden çatlatmaya yönelik yoğun bir çaba, psikolojik mücadele vardır. Umutsuzluğun artması, çözüme inancın kırılması nispetinde cerrahi müdahale imkânları artacaktır. Bu operasyonun narkozu korku ve tedirginliktir. Panikleyen, fevri hareket eden, aceleci davranan, korkan AKP narkozun etkisine girmiş demektir.

Hükümet, üzerinde cerrahi müdahale olmasını istemiyorsa, dimdik ayakta durmasını ve duraklamadan yürümesini bilmelidir. Acziyet, korku ifade eden tavırlar çakalların üzerine çullanmasına neden olacaktır. AKP vatandaşa mücadele edeceğini, çakallara ise bedel ödeteceğini göstermelidir.

Şu anda çakallar hükümetin etrafında turlamaktadır. Yarın, halkayı daraltıp saldırıya geçtiklerinde hükümetin yapacak bir şeyi kalmayabilir. Demokrasi ve hukuk dışı işleyen bu süreçte “uzlaşma” teslim olmaktır, vücudunda bir operasyona müsaade etmektir. Bu güne kadar bu çakal sürüsünden taviz vererek, uzlaşarak kurtulabilen olmamıştır.

Hükümet mücadele etmeli; milletin iradesini, emanet ettiği demokratik temsil yetkisini çakallara terk etmemelidir.

Hükümetin cesaretini ölçecek turnusol kağıdı “Ergenokon” dosyasıdır. Hükümet ya Şemdinli de olduğu gibi üç maymunları oynayıp bu savcıyı da feda edecek; veya karanlık yapının deşifresi ve cezalandırılması için “sonuna kadar?” gidecek.

Ama bu defa iş ciddi! Savcıyı feda etmek kuyruğu kurtarmaya yetmez!…

Hükümet için başka yol gözükmüyor; onurluca mücadele veya harakiri….

not aktif haberden alinmistir

Ziyaettin Tokyay