Gunlerin Getidigi-Tunahan Baybars

Neden gurbetci bagimsiz ADAY ? 14 Ekim 2008 Salı 22:52:03
Kime: saphaneli1950 (saphaneli1950@hotmail.com)

Değerli okurlarımız bu gün biraz siyaset ve sosyal konuları içiçe koyalım dedik,zira memleket gerçekleri kimini yakıuyor,kiminede buz tesiri yapıyor;

Bu cümleden olarak yıllarını memleket sevdasına adamış bir isim karşımıza çıkıyor kim bu değerli insan,yanımızda her adımda kaşımızda sayın Ziyaettin Tokyay çocukluğunun geçtiği köyüne doymadan gençliğe adım atar atmaz “ekmek kavgası” derken buna birde memleket sevdası eklenmiş işte ortaya güçlü bir profil çıkmış.

Ne demek istiyor Tokyay;

-Vatandaş bürokrasinin çarkında ezilmesin,merkezden ziyade çözüm yeri işin mahalli olsun,böylece hem zamandan tasarruf hemde işlerin süratini ve verimini artırmak;

-Vatandaşla bürokrasi arasında arasında kaynaşma diyor Tokyay yani
sade bir vatandaş Kaymakam’ın,Belediye Başkanı’nın ve ya TBMM’ ne rahatça girip derdini anlatabilmeli;

-Vatandaş yanlış projelerle zaman kaybetmemeli diyor Tokyay,zira etüdler öyle yapılmalı ki yapılan işin mahiyeti ve maliyeti uygun olsun;

-Vatandaş gurbetçi olarak Gümrük işlemlerinde daha süratli ve konforlu hizmetlere tabi olsun Ülkemize girişte her türlü sağlık kontrolü dahil duyarlı hizmetlere muhatap olsun;

-Vatandaş mal ve hizmeti alırken nelere dikkat edileceğini kullanım şekli,süreleri,garanti kapsamı,sağlık ve ekonomiye dair gerekenlerini bilmeli diyor;

-Vatandaş “Temizlik imanın yarısı” güzel sözüyle birlikte evinde,sokağına,çevresinde,piknik alanında uylması gereken kuralları insanlık görevi olarak addetmeli diyor Tokyay evet bu insan siyasete soyunuyoır çırpınıyor,çırpınıyor mutlaka bir gün anlaşılacak Tokyay’ın çabaları kendilerine siyasi yaşamında başarılar dileriz.

11 Yorumlar
  1. Reply
    İsmail DAĞ Ekim 16, 2008 at 12:28 am

    Siyaset tertemiz ve halishane duygularla yapılmalı,siyasette Anadolu’nun yetiştirdiği değerlere önem verilmeli bu yüzden Ziyaettin Tokyay’ı tebrik etmek lazım.

  2. Reply
    ÜLKÜ KORKMAZ Ekim 16, 2008 at 12:35 am

    Sayın Tokyay siyaset başlıbaşına bir bilimdir,kimisi okulunda okur,kimiside hayat okulunda geliştirir,cesaretinizden dolayı sizi tebrik ederim.

  3. Reply
    ALİ MERT Ekim 16, 2008 at 1:11 am

    Tunahan Bey güzel yazmışsınız zevkle okuduk,ancak şu soruyuda sorayım müsadenizle,günümüzde halk arasından para-şöhret bir yana siyasetçi seçilipte meclisimize gönderlecekmi? hayırlı günler dilerim

  4. Reply
    TUNAHAN BAYBARS Ekim 16, 2008 at 8:56 am

    ALİ Mert Bey’e //Değerli okuyucum hepimizin gönlünde yatan arslan yani demokrasinin tanımında yer aldığı üzere “halkın kendi kendisini idare etmesi” manasındaki sade vatandaşın siyasette yer alması daha dürüst bir siyaset çizgisinide beraberinde getirecektir,bu mümkünmü?şimdilik pek mümkün görülmüyor saygılarımla…

  5. Reply
    ALİCAN GÜNEŞ Ekim 16, 2008 at 9:08 am

    Ziyaettin Tokyay bey yazarın yazısını okudum sade bir anlatım var ancak,siz bu siteyi bağımsız aday sitesi olarakmı yaptınız yoksa akp ye destek içinmi? haberlere bir bakın varsa yoksa akp haberleri bu konuda bir açıklama getirin lütfen siteniz bu haliyle bağımsızlığını yitirmiş görünüyor…

  6. Reply
    BUĞRA HAN Ekim 16, 2008 at 9:41 am

    İlginç bir site olmuş sade ve güzel yalnız biraz daha yazı ağırlıklı olamazmı…sadece haber hatta eski haberden ziyade günlük konulara ağırlık verilmeside gerekir,birde Alican Güneş’in sorduğu sorunun cevabını bende merak ediyorum,Yazar için tebrik duygularımı iletir,yeni yazılarını bekleriz.

  7. Reply
    Alperen SAKA/okuyan biliyor Ekim 16, 2008 at 10:18 am

    evet güzel bir yazı vatandaş lüzumsus bürokratik sırf imzaya dayalı kontrole dayalı olmayan işlerle uğraştırılmasın bir şirket 2 senede 180 imzayla değil 5 günde 5 imzayla kurulsun
    Sağlık ve emniyet kontolleri tam yapılsın.ben görevdeyken şahsen osmanlı usulünü uygulardım bir iş yapacağımız zaman ekibimi toplar onlarında görüşünü alır daha önceki uygulamaları ve aksayan yönleri inceler hatalardan ders alır yeniteknikler üreterek bir adım daha ileri giderek işleri yapmaya çalışırdım iyide olurdu
    ayrıca işi ehline vermeye dikkat ederdimMemleketimizin en büyük meselelerinden biri işi ehline değil yandaşa verme işidir.Bu konuda cennetmekan yavuz zamanında yeniçeriye haketmeyen alınmazmış mısır seferine çıkarken bir yabancı tüccardan borç alınmış dönüşde borcu öderken adam borcun önemi yok yeterki oğlumu yeniçeri alın diyecek olmuş yavuz celallenmiş tiiiz borcunu verin hak etmeyen yeniçeri olamaz demiş demiş ama o zamanlar zaferden zafere koşan ordu daha sonraları TORPİL müessesesi devreye girince malum olduğu üzere haramiler haraççılar ordusu olacak kadar durum kötüye gitmiş
    Ayrıca bu konu ile ilgili sevgili peygamberimizin de onlarca hadisi şerifi var kısacası aslında derdimiz her alanda olduğu gibi islamiyete uymamakdankaynaklanıyor
    Bu arada tabiki vatandaşı bilinçlendirmek gerekli eğitimle donatmak çok önemli NE İSTEYECEĞİNİ BİLMEYEN NE İSTESİN
    BTemizliğe riayet

    Sual: Bir misyonerin, (İslam peygamberinin, “Yemeğin içine düşen sineğin tek kanadı ıslansa, sineğin öbür kanadının da yemeğe batırıldıktan sonra yemeye devam edilmesi” şeklinde tavsiyesi vardır. Ayrıca İslam ülkelerine gidin, her yer pisliktir. Bunlar Müslümanlığın temizlikten uzak, pislik dini olduğunu göstermektedir) şeklindeki sözlerine ne dersiniz?
    CEVAP
    Misyonerin dediği yanlıştır. Gayri Müslimlerin çoğu pistir. Bugün Amerika�da, Avrupa�da hâlâ küvetteki aynı su ile yıkananlar, lavabodaki aynı su ile elini yüzünü yıkayanlar görülmektedir. Tuvaletlerdeki temizlik ve su durumlarını herkes bilir.

    L’Eau Potable = İçme Suyu adlı Fransızca eserde diyor ki:
    (Fransızların dünyaya övündükleri Versay sarayında bir hamam yoktur. Orta çağda, Paris’te oturan bir Fransız, sabahleyin kalktığı zaman, evinde bir tuvalet olmadığı için, oturağa yaptığı pislik ile içme suyu şişesini beraberinde Seine = Sen nehrine götürür, o nehirden önce içmek için su alır, sonra pisliğini nehre dökerdi.)

    Hakiki Müslüman, hem temiz olur, hem de, sağlığına çok dikkat eder. Tarihte Müslümanlar temizliğe dikkat ettikleri halde, günümüzdeki Müslümanlar maalesef temizliğe gerektiği gibi riayet etmiyorlar. Kanuni Sultan Süleyman zamanında İstanbul’a gelen bir Alman rahibi, 1560�de yazdığı bir eserde şöyle demektedir: (İstanbul’daki temizliğe hayran oldum. Burada herkes günde beş defa yıkanır. Bütün dükkanlar tertemizdir. Sokaklarda pislik yoktur. Satıcıların elbiseleri üzerinde ufak bir leke bile bulunmaz. Ayrıca ismine (hamam) dedikleri ve içinde sıcak su bulunan binalar vardır ki, buraya gelenler, bütün bedenlerini yıkarlar. Halbuki bizde insanlar pistir, yıkanmasını bilmezler.)

    Bugün, İslam ülkesi denilen yerlerde, iman bilgileri bozulduğu gibi, temizliğe de tam riayet edilmemektedir. Fakat burada suç, dinimizde değil, dinimizin esasının temizlik olduğunu unutan kimselerdedir. Her Müslüman, dinini iyi öğrense ve buna riayet etmiş olsa, bu pislik hemen ortadan kalkar. O zaman, başka milletler, Müslüman ülkeleri ziyaret ettiklerinde, tıpkı orta çağda olduğu gibi, Müslümanların temizliğine hayran kalırlar.

    Hıristiyanlığın en revaçta olduğu orta çağda, büyük tıp âlimleri, yalnız Müslümanlardı ve Avrupalılar Endülüs�e tıp tahsil etmeye gelirlerdi. Çiçek hastalığına karşı aşıyı bulanlar, Müslüman Türklerdir. Türklerden bunu öğrenen Jenner, ancak 1796�da bu aşıyı Avrupa�ya götürdü ve haksız olarak (Çiçek aşısını bulan kimse) unvanını aldı. Halbuki, tam bir zulmet diyarı olan o zamanki Avrupa�da insanlar, hastalıktan kırılıyordu. Fransa kralı XV. Louis 1774�de çiçekten öldü. Avrupa uzun zaman veba ve kolera salgınlarına uğradı.

    Napolyon 1798�de Akka kalesini çevirdiği zaman, ordusunda veba zuhur etmiş ve hastalığa karşı çaresiz kalınca, Müslüman Türklerden yardım istemek zorunda kalmıştı: (Türkler, ricamızı kabul ederek hekimlerini yolladılar. Bunlar tertemiz giyinmiş, nur yüzlü kimselerdi. Önce dua ettiler ve sonra ellerini bol su ve sabun ile iyice yıkadılar. Hastalarda zuhur eden hıyarcıkları neşterle yardılar. İçindeki sıvıyı akıttılar ve yaraları tertemiz yıkadılar. Sonra hastaları ayrı ayrı yerlere koydular ve sağlamların mümkün olduğu kadar onlara yaklaşmamasını tembih ettiler. Hastaların elbiselerini yaktılar ve onlara yeni elbiseler giydirdiler. Bizden hiç bir ücret almadan yanımızdan ayrıldılar.)

    Bugün tıp iki kısma ayrılıyor:
    1- Hijyen, sağlığı korumak,
    2- Therapeutique = terapötik, hastaları iyi etmektir.

    Bunlardan birincisi önce gelmektedir. İnsanları hastalıklardan korumak, sağlam kalmayı sağlamak, tıbbın birinci vazifesidir. Hasta insan, iyi edilse de, çok kere, arızalı, çürük kalır. İşte İslamiyet, tıbbın birinci vazifesini, hijyeni garanti etmiştir. Bu demek Müslüman hiç hasta olmaz demek değildir. Temizliğe itina eden bir Müslüman, sağlam kalır, kolay kolay hasta olmaz demektir.

    Zamanımızdaki bazı Müslümanların temizliğe riayet etmediklerini gösteren batılılar, bu suçu dinimize yüklüyorlar. Halbuki İslamiyet�te temizliğin önemi büyüktür. (Temizlik imandandır) buyurulmuştur. Eshab-ı kiramdan sonra gelen ve tabiin adını alan Müslümanlardan bazıları Eshab-ı kirama, (Allahü teâlâ Kur�an-ı kerimde sizi çok sevdiğini bildirip övmektedir. Bunun sebebi nedir?) dediklerinde, (Biz temizliğe de çok dikkat ederdik) diye cevap verdiler. Müslümanlar, camilere, evlere ayakkabı ile girmez. Yere serili döşemeler tozsuz, temiz olur. Her Müslümanın evinde banyo bulunur. Vücutları, elbiseleri, çamaşırları, yemekleri hep temiz olur. Temiz olunca da mikrop ve hastalık bulunmaz. Allahü teâlâ, Kur�an-ı kerimin çeşitli yerlerinde, (Allah tevbe edenleri ve temiz olanları sever) buyuruyor. (Bekara 222)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun! Cennete ancak temiz olan girer.) [Deylemi]
    (Mümin pis olmaz.) [Buhari]

    (Her şeyi iyi temizleyin! Temizlik imana, iman da Cennete götürür.) [Taberani]
    (Temizlik imanın yarısıdır.) [Müslim]

    (Namazın anahtarı temizliktir.) [Tirmizi]
    (Ağzınızı temizleyin, ağzınız Kur�an-ı kerim yoludur.) [Ebu Nuaym]

    (Cuma günü yıkanın, misvak kullanın ve güzel koku sürünün.) [Buhari]
    (Yemekten önce ve sonra el yıkamak, zenginliğe yol açar, fakirliği giderir.) [Ebuşşeyh]
    (Evinin hayrını isteyen, yemekten önce ve sonra, elini ve ağzını yıkasın!) [İbni Ebi Şeybe]

    (Elbiselerinizi yıkayın, fazla kıllarınızı temizleyin, dişlerinizi misvakla temizleyin, temiz, güzel giyinin! Nezafet sahibi olun!) [İbni Asakir]

    (Tırnaklarınızı kesip gömün! Ağzınızdaki yemek kırıntılarını temizleyin ve misvak kullanın! Yanıma, dişleri sarı, ağzı kokar vaziyette gelmeyin!) [Taberani]

    (Kap kacak yıkamak, evi temiz tutmak, zenginliğe sebep olur.) [Hatib]

    Peygamber efendimiz, yanına gelen birisine, (Tırnakların kuş tırnağı gibi uzamış, içi pislik doludur) buyurarak, temiz olmasını emretmiştir. (Taberani)

    Dinimizde temizlikle ilgili bu kadar hadis-i şerif varken sinekle ilgili hadis-i şerifi öne sürmek, art niyeti, hainliği göstermektedir. (Sinek bir kaba konarsa, onu tamamen kabın içine batırsın ve sonra çıkarıp atsın) hadis-i şerifi, sineğin mikrop taşıyıcı olduğuna dikkat çekmekte ve sineğin bir kanadında şifa, diğer kanadında ise hastalık olduğunu bildirmektedir. Bu da Peygamber efendimizin bir mucizesidir. O zamanda sinekte böyle bir özelliğin bulunduğunu kim biliyordu ki?

    Sineğin bir yanında mikrop, diğer yanında ise, o mikrobu sterilize edecek, panzehir görevini yapan bir ilaç taşıdığı günümüz tıp araştırmalarının ortaya koyduğu bir gerçektir. Bu meseleyi inceleyen fen adamları, �Sineğin sırtına bastığımız zaman mikroskopla gördük ki, bir kısım mikro varlıklar sağa sola koşuyorlar. Bunların sterilize edici elemanlar olduklarını anladık� diyorlar.
    U ARADA TEMİZLİKLE LGİLİ BİLGİLERDEN BİR DEMET BUYRUN

  8. Reply
    içtihatçı Ekim 16, 2008 at 10:53 pm

    Siyasette başarıyı arıyorsak;seçilecek adayları genel merkez değil il ve ilçelerin partiyönetimleri belirlemeli hatta bağımsız adaylara bile bazı sınırlamalar getirilmeli ki siyaset hegemonyadan kurtulsun.

  9. Reply
    admin Ekim 17, 2008 at 7:30 am

    Benim icin degerli vakitlerini harcayip yorum yazan herkeze ayri ayri tessekkur ederim .
    Ama Alican Gunes BEYIN yazisi diger yorumculardan faklilik arz ettigi ve ayni soruyu baskalarida sordugu ve 2007 genel secimlerinde bazi secmenlerde ayni sorulari yonelttikleri icin kisaca Alican beyin sorusunu cevaplamaga calisayim Evet bagimsizim ama yapilan isi inkar edecek kadar gozumu hirs burumedi bu sene meclis tv yi izlerken C.H.P secilip sonra kendi partisine donen Izmir Millet vekilini de tebrik ettim yani o kisi sol fikirli diye her yaptigina karsi cikmam,mi lazim ? koydugum o heberlere bakarsaniz A.K.P. Kapatilmak istendigi tarihlerdir sitedeki bir arizadan dolqayi diger yazilar gidince o yazilar sizin dikkatinizi cekti Demokrasi tehliyeye girecegi zaman demokrasiye sahip cikanlarin yanindayim masanin altina saklananlarin deyil hukumet iyi ismi yapiyor yazarim cizerim desdeklerim yanlis ismi yapiyor biliyorsam yazarim bilmiyorsam susarim Muhalefet demek yapilan herseye kotu demek deyildir Boyle muhalefet anlayisiyla ulke kalkinmaz
    tumyorumcularmutlu neseli ginler dilegiyle .

  10. Reply
    içtihatçı Ekim 17, 2008 at 8:51 am

    ZİYAETTİN TOKYAY’A BİR SORU:Sayın Tokyay yukarıdaki yazınızda bir ifaeniz dikkatimi çekti”böyle muhalefetle ülke ancak bu kadar ilerleyebilir”demişsiniz şu an TBMM’de bağımsız milletvekilleri yokmu? seçilseydiniz sizde onlaradn biri olmayacakmıydınız hani onlar ne yapıyor,en faalide çiçek de sulasa Kamer Genç görünüyor bu konuda görüşleriniz nedir açıklayınız lütfen!…

  11. Reply
    BUĞRA HAN Ekim 17, 2008 at 9:28 am

    Ziyaettin Bey Nasıl Siyasetçi Olunur?
    Bende sitenizi okuyan gençlerden biriyim,siyasetçi olmak istersem üniversitede siyaset bilimi mi okuyayım yoksa parti okulları adı aştında kurslar yapılıyor bunlara katılayım,sizce iyi bir siyasetçi nasıl olmalıdır

Bir yorum bırakın

Ziyaettin Tokyay