GURBETCININ BITMEYEN CILESI

Almanya’daki facianın kundaklama sonucu çıktığı iddiaları güçleniyor. Yangından üç gün önce Kaplan ailesinin yakınları, ırkçılar tarafından ‘yakılmakla’ tehdit edilmiş.

Almanya’da 9 Türk’ün hayatını kaybettiği yangınla ilgili yeni iddialar ortaya atıldı. Polis, iki Türk kızının verdiği ifadeler doğrultusunda zanlıların robot resmini çıkarmaya çalışırken yangının olduğu semtteki gurbetçilerin, ırkçılar tarafından sürekli tehdit edildiği ortaya çıktı. Faciada ölen gurbetçilerin yakınlarından İbrahim Ö. (12), üç gün önce ırkçılar tarafından tehdit edildiklerini bildirdi. Kaplan ailesiyle aynı semtte oturan İbrahim Ö., “Telefonu annem açtı. Almanca konuşan biri ‘Sıra size geldi, sizi yakacağız.’ diyerek annemi tehdit etti. Bu telefondan üç gün sonra akrabalarımızın evi yandı.” dedi. Tehdit iddialarını İbrahim Ö.’nün yakınları da doğruladı. Bu arada Ludwigshafen’e giden Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu ise Alman Bakan Maria Böhmer ile birlikte yanan binanın önüne çelenk koydu. Burada, Yazıcıoğlu’nun elini sıkarak teşekkür ettiği bir itfaiye görevlisinin ağladığı görüldü.

Zaman’a konuşan kurban yakınlarından İbrahim Ö. (12), akrabalarının yanan binalarına 10 dakika mesafede yeni satın alıdıkları evlerine olaydan 3 gün önce ‘sizi yakacağız’ şeklinde tehdit telefonu aldıklarını söyledi. Tehdit telefonundan sonra büyük bir tedirginlik yaşadıklarını vurgulayan İbrahim, “Babam evimizin etrafındaki yabancı kişilerin girebileceği yerleri kapattı. İçeriye ateş atmasınlar diye de bodrum katın dışarıya bakan pencerelerini kapattı. Bizler de korku içindeyiz.” İbrahim, yangında ölen akrabalarının acısına dayanamayan dedesinin de olaydan bir gün sonra hayatını kaybettiğini söyledi. İbrahim’in akrabalarından Turgut Bulur da tehdit telefonundan haberdar olduğunu söyledi.

Yangından sağ kurtulanlar da dehşet anlarını Zaman’a anlattı. Kurtulanlar arasında yer alan Kamil Kaplan (32), “Hepimiz evde Karnaval geçidini seyrediyorduk. Binanın içinden bir patlama sesi geldi. Ne olduğunu anlamak için merdivene açılan dairenin dış kapısını açtım. Bir anda dairenin içine duman ve alev hücum etti. Hemen kapıyı kapattık. Kapının altına içeriye duman girmesin diye battaniye ve bez serdik; ama yeterli olmadı.” dedi. Ölen eşi Hülya Kaplan ve annesi Medina ile birlikte kızları aradıklarını söyleyen Kamil Kaplan, “Dumandan bir şey görmüyordum. Sadece küçük kızımı buldum ve balkona doğru gidebildim. Balkondan elimi aşağı sallayarak kızımla 10 dakika durduk. Sonra bizi kurtardılar.” diye konuştu. Kaplan, yangın anının çok kısa sürede geliştiğini belirterek, “Her şey 5 ila 10 dakika içinde oldu.” dedi. 11 aylık Onur bebeği pencereden aşağıya atarak kurtaran kişi olan Kaplan, o anı ise Alman Bild gazetesine şöyle anlattı: “İki kız kardeşim ve kayınbiraderim pencerede duruyorduk. Bebek benim yeğenim Onur’dur. Onu aşağıya bırakmak son şanstı. Binanın önünde bir polis duruyordu. Gözlerine baktım ve iyi olacağına inandım. Polis ceketini çıkardı ve bir tente gibi önünde tuttu. Onur’u bir kez daha öptüm ve onu aşağıya bıraktım.” Görgü şahidi Turgut Bulur ise olayla ilgili, “Donanımsız araçlarla gelen belediye ekibi adeta bahçe sular gibi yangını söndürmeye çalıştı. Brandayı açamadılar.” şeklinde konuştu.

Alman bakandan İrtemçelik’e tepki

‘Yangının sebebi henüz anlaşılmadan bazı Alman politikacıların yangının arkasında yabancı düşmanı bir kundaklama olmadığı, açıklamasını garip bulduğunu’ söyleyen Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik’e Alman hükümetinden tepki geldi. “Bazen büyükelçilere de görgü öğretmek lazım.” diyen İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble, bu eleştirisini İrtemçelik ile yapacağı bir özel görüşmede dile getireceğini söyledi. Türk gazetelerin de yangının yabancı düşmanı kundakçılar tarafından çıkarılmış olabileceğine ilişkin haberlerine tepki gösteren Bakan, yine gazetelerin Ludwigshafen ile Solingen arasında bağlantı kurmasını Almanlara karşı ayrımcılık olarak niteledi.

Robot resim hazırlanıyor
Ludwigshafen polisi sözcüsü Volker Klein, Aylin ve Bedriye adlı kız kardeşlerin verdiği ifadeler doğrultusunda, yangın çıkardığından kuşkulanılan kişinin robot resminin hazırlanmakta olduğunu söyledi. Dün Ludwigshafen Emniyet Müdürlüğü’ne davet edilen iki kız çocuğunun ifade verdikleri resmen doğrulandı. İfadenin içeriği hususunda bilgi vermekten kaçınan polis, yangında ağır yaralanan 3 kişiden birinin hastanede hala yoğun bakımda olduğunu bildirdi. Bu arada BKA labaratuvar uzmanları, beraberlerinde özel yetiştirilmiş köpeklerle ilk kez yanan binaya girdi. Numune olarak alınan külleri kokladıktan sonra hızla binaya giren köpeklerin özellikle sabotaj amacıyla içeriye dökülen bir yanıcı cisim bulunup bulunmadığını araştırdıkları bildirildi.

KAPIDAKİ NEFRET!

Almanya’nın güneyindeki Ludwigshafen kentinde beşi çocuk dokuz Türk’ün can verdiği yangının bir kundaklama olduğu yönündeki şüphelere bir yenisi daha eklendi. 1993’teki 5 Türk’ün öldüğü Solingen faciasına benzetilen yangından sağ kurtulan iki Türk kız kardeşin “Beyaz tenli Alman bir adamın tutuşturduğu kağıtları binanın içine attığını” söylemesinin ardından dün de yanan binanın giriş katındaki Türk Kültür Merkezi’nin kapısına ırkçı ifadeler yazıldığı tespit edildi. Ludwigshafen Polis Müdürlüğü sözcüsü Michael Lindner, “Kültür merkezinin kapısına sprey boyayla iki kez ’Hass’ (Almanca’da nefret) kelimesinin yazıldığını fark ettik. Kelimenin son iki harfi Nazilerin SS sembolü şeklinde yazılmıştı” dedi.

Yangından önce yazılmış

Bu yazıların ne zaman yazıldığını bilmediklerini söyleyen Alman sözcü, “Ancak yangından önce olduğu kesin. Her türlü ipucunu büyük bir ciddiyetle dikkate alıyoruz” bilgisini verdi. Lindner, binada Ağustos 2006’da iki küçük yangın çıktığını, nedenleri tespit edilemeyen bu yangınların çevre halkı tarafından söndürüldüğünü de hatırlattı. Yangında hayatını kaybedenlerin ailelerine taziye ziyaretinde bulunan Alman hükümetinin Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer de “Sonuç ne olursa olsun olayın sonucu netlik kazanacaktır” sözü verdi. Böhmer, yangında zarar gören aileye de gereken yardımın yapılacağını açıkladı.

Basın ikiye bölündü

Alman basını ise yangında inceleme yapmak üzere Türk heyetinin gelmesi konusunda bölündü. Bazı gazeteler bunu yersiz buluken bazıları da “Türk uzmanların katılması çok doğru. Hem Türkler arasında araştırmalar yapabilir, hem de Türk toplumunu sakinleştirebilirler” yorumu yaptı.

Sabotaj varsa ortaya çıkmalı

Yurt dışındaki Türklerden sorumlu Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Alman hükümetinin göç ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ile yanan binanın önüne bakanlığı adına çelenk koydu. Bir sabotaj varsa saklanmadan aydınlatılması gerektiğini söyleyen Yazıcıoğlu, gurbetçilere “Hiçbir kaygınız ve sıkıntınız olmasın, arkanızda olduğumuzu bilmenizi isteriz” dedi.

KUNDAKLAMAYI POLİS ÖRTBAS ETTİ
Ludwigshafen’da 9 Türk’ün yanarak ölmesinin yankıları sürerken, aynı gün Kiel’de 3 Türk ailenin oturduğu bir binada çıkan yangının polis tarafından örtbas edildiği ileri sürüldü.

Gaarden semtindeki Kaiser Sokağı’nda 26 yıldır oturan 7 kişilik Sinoplu Altındağ ailesinin oturduğu binada pazar günü yangın çıktı. Komşularının çığlığıyla uyandıklarını belirten 5 çocuk annesi Remziye Altındağ, “Komşularımız, ‘Yanıyoruz, kapıyı açmayın’ diye bağırıyordu. Uyandığımızda evin içinde dumandan göz gözü görmüyordu. Kısa sürede gelen itfaiye, önce alt katı tahliye etmiş, sonra da bizi kurtardılar” dedi. Altındağ, “Evimiz beton ve kapılarçelik olduğu için faciayı kıl payı atlattık” diye konuştu. Yangını Altındağ ailesine haber veren, 3. katta oturan Hans Jürgen Jamowski ise, faciayı ucuz atlattıklarını belirtti.

3 KEZ KUNDAKLANDI

Jamowski, “Giriş katta bulunan çocuk arabası ikinci katta bulunan Altındağ ailesinin kapısının önüne getirilip, orada kimliği henüz tespit edilemeyen şahıs ya da şahıslar tarafından gazetelerle tutuşturulmuş” dedi. Binada oturan Bolulu Ramazan Gündoğdu ise, olayın kundaklama olduğunu belirterek, “Bu bina daha önce de 3 kez kundaklandı” diye konuştu.

YENİ ŞAFAK /ZAMAN / VATAN

Ziyaettin Tokyay