ihsan Tutuncunun Hayalindeki Turkiye

Bir Türkiye istiyorumDemokratik,
Lâik,
Sosyal bir hukuk devleti.
İlkelerinde ayırım olmayan, “bize özgü”, gizli anlamlar yüklenmeyen,
Çetesiz,
Darbesiz,
Demokrat.
27 mayısların, 12 martların, 12 eylüllerin, 28 şubatların, 27 nisanların daha yaşanmayacağı,
Ne “9 Mart” ne de “Sarıkız”, “Ayışığı” girişimlerinin olmayacağı, olamayacağı…
Gerçek demokrasi istiyorum;
İkide bir üstü şalla örtülmeyen,
Resmî ideolojisiz.
Partilerin seçimle gelip, seçimle gittiği,
Seçim kaybeden partinin; “nerede hata ettim?” dediği,
Eksiklerini tamamlayıp, gelecek seçimlere hazırlandığı,
Ne silâhlı, yargılı darbelere bel bağlayan cingöz,
Ne de “benden başka bütün partiler kapatılsa” diye bekleyen açgöz!
Mert olan, dosdoğru söyleyen,
Bir memleket ve medeniyet projesine sahip, halkını tanıyan!
En aykırı tartışmaların mecliste başlayıp, mecliste bittiği,
Millet iradesinin üzerinde irade olmadığı,
Kimsenin vasîlik taslamadığı, millete gölge etmediği,
Bazılarının “daha eşit”, kimilerinin “öteki” sayılmadığı,
Renk, ırk, töre tutsağı olmayan,
Çoğulculuğu hazmetmiş, kucaklaşmış bir toplum…
Özgürlük istiyorum;
İnsana, vicdana karışılmayan, “niyet okuyucuları” olmayan,
İdeoloji kalıplarıyla fikir kanatları kırılmayan,
Endoktrinasyonla eğitimi mayalanmayan,
Beyne pranga, dile kelepçe vurulmayan,
Toplumu cenderede sıkılmayan,
Gazete ve dergileri kapatılmayan, kitapları yakılmayan,
İnsanları tek tipleştirmeyen, fişlemeyen, andıçlamayan,
“Sivil” hurafelerden kurtarmak adına, “resmî” hurafelerle kuşatmayan…
Bir Anayasa istiyorum;
Üzerinde ne harp ne de darp izi olan,
Milletin imzasını taşıyan, kısa, anlaşılır,
Devleti değil, ferdi öne alan,
Yasaklarla kuşatmaya değil,
Özgürlükle yaşatmaya ayarlı.
İnisiyatifleri budamak için kullanılamayan,
Hukuk postuyla, hukuksuzluğa açık olmayan,
“Adaleti mülkün temeli” kılan…
Siyasetçiler istiyorum;
Küresel bakabilen, çağı anlayan,
Sürüngenlerden öte ufuklar tanıyan.
Ülkesini bilen neyi? Ne için? Nasıl? Nerede? Ne zaman? Hangi kaynaklarla?
Yapacağını düşünebilen, öngörüsü olan.
Halka hizmeti “Ankara’da evrak takibi” olarak görmeyen,
Siyaseti “yan cebime koy” bilmeyen.
Fikri okyanuslar gibi açık, çaplı bürokratlar istiyorum;
“İrticâ” ve “lâiklik”ten başka kelimelerle de konuşabilen,
Dağarcığı geniş, aklı tek parti labirentinde kaybolmamış,
Saati 1930’larda takılıp durmamış.
Ezberletilenleri ezberleten değil,
Ezberleri bozan, eğitimciler istiyorum,
Evrensel değerlere taşıyacak liderler bekliyorum,
Dürüst, ilkeli, son nefese kadar kararlı.
Ülkemde hukukun üstün olduğunu görmek istiyorum,
Üstünlerin hukûkunu değil!
Adaleti mülkün(devletin, varlığın, düzenin) temeli bilen,
Kıl kadar ayrılmayı, zulüm sayan,
Yargıçlar bekliyorum…
Bir medya bekliyorum;
Cuntacılarla kol kola olmayan, ihâle kotarmakla uğraşmayan,
Beden, kadın ticareti yapmayan,
Tahrik, tahkir, tehditle para kazanmayan.
Kalemler bekliyorum, mütefekkir yazarlar;
Kutup yıldızı gibi, topluma yön tutarlar,
Kaymazlar, kıvrılmazlar, eğrilmezler.
Konuşanlar bekliyorum;
Hayır söylerler, değilse susarlar.
Zulmün değirmenine kalemle, kelâmla zehir taşımazlar…
Bir ülke istiyorum;
Hapishaneleri boş,
Kütüphaneleri dolu,
Eğiten üniversiteleri
Düşündüren mabetleri,
Temiz parkları, cıvıl cıvıl bahçeleri.
Komşuları görüşen, insanları selâmlaşan,
Dışarı kaçmaya değil, vatandaşı olmaya can atılan,
Artık uğrunda ölünen değil, sayesinde yaşanılan bir Türkiye istiyorum…
Ülke çapında uzlaşma çağrıları var, Cumhurbaşkanı taraflarla buluşuyor.
Ben de çağırıyorum; gelin “Önce insan” diyelim,
Vergi aldığımız, askere çağırdığımız, oy istediğimiz vatandaşımızı reşit ve eşit bilelim,
Herkese kendi kimliğini verelim, özgürlüğünü tanıyalım, farklılıkları budamayalım,
İlkeleri, kuralları, kurulları, kavramlarıyla gerçek demokraside buluşalım
 

Ziyaettin Tokyay