KESTANE KEBAB BAKMASI SEVAP

ilimize bagli simavda kestane yetismesine ragmen bu sene kestane fiyatlari cok pahaliydi Turkiyedeki fiyatlar  Avrupa ulkelerinden daha pahaliydi fiyatlari kim belirliyor merak ettim toplamasi depolamasi basit oldugu halde fiyatlari el yaktigi icin vatandas tadimlik almak zorunda Kabugundan çıkıp da kebap edilmişiyle, haşlanmışıyla, şekerlemesiyle, pastalarıyla ve bazı yemeklerdeki garnitürünü severek tükettiğimiz kestane adlı meyvesini veren Kestane ağacı, Kayıngiller’dendir.

Dünyada üç kıtada, yani Asya, Afrika ve Amerika’da yetişen kestane ağaçlarının 12 türü vardır. Bunlardan en sevilen meyveleri veren Anadolu kestanesinin (C. sativa) anayurdu ülkemizdir. Bu tür, boyu 30 m’yi ve gövde çapı l m’yi aşabilen ulu ağaçlardır. Kısaca kestane diye adlandıracağımız bu türün genç ağaçları dikine büyür. Ağaç yaşlandıkça tacı yayvanlaşır. Gövdesi dik ve düzgündür. Gövde kabuğu önce düzgünken ağaç yaşlandıkça çatlar ve kırışıklarla kaplanır.
Toprakta derine inen sağlam kök yapısıyla kayalık yerlerde bile yetişen kestane ağacı, erozyonları önleme bakımından büyük öneme sahiptir. Sık dalları olan kestane ağacının genç dalları kızıl kahverengidir. Bir yaşını aşan dalların rengi açılır ve üzerleri parçalı, girintili çıkıntılı kabukla örtülür.
Ağacın yaprakları uzun, mızrak biçimli, ucu sivri ve çok koyu yeşil renklidir. Ağacın yapraklanmasından sonra açan erkek ve dişi çiçekleri, biryıllık dalların üzerinde ve birbirlerine yakın olarak yer alır. Dişi çiçeklerin döllenmesinden 150-170 gün kadar sonra kestane meyveleri, dikenli bir kabuk içinde 1-7 adet olarak olgunlaşır.
Kestanenin, dip tarafı açık, diğer tarafları koyu kahverengi, kalınca sert bir dış kabuğu ile açık kahverengi, ince ve yumuşak bir iç kabuğu vardır. Meyvenin eti, açık sarı renkli ve oldukça serttir. İyi nitelikli bir kestane 2,5 cm. genişlikte ve 15-20 gr. ağırlıkta olur. Ancak, kuzu kestanesi denilen türlerin genişliği ve ağırlığı bu ölçülerden daha küçüktür.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. kestanenin içerdiği besin değerleri şunlardır: 194 kalori: 2,9 gr. protein; 42,1 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,5 gr. yağ; 1 gr. lif; 88 mgr. fosfor: 27 mgr. kalsiyum; 1,7 mgr. demir: 6 mgr. sodyum; 454 mgr. potasyum: 0,22 mgr. B1 vitamini; 0,22 mgr. B2 vitamini ve 0,6 mgr. B3 vitamini.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
Yukarıda sayılan yüksek besin değerlerinin yanı sıra;
o Kestane, kandaki yüksek kolesterolü düşürür.
o Kan şekeri düzeyini kontrol altında tutar: Bu bakımdan şeker hastalarına yararlı olur.
o Hayvanlarda, kansere yakalanma rizikosunu azaltmaktadır: Bu etki insanlar üzerinde de araştırılmaktadır.
AĞACININ ÜRETİLMESİ
Kestane ağacı, doğada, tohumundan kendiliğinden yetişir. Ülkemizde ağaçların çoğu bu yolla yetişmiştir. İkinci üretme yolu, çeşitli yaşlardaki ağaçların aşılanmasıdır. Ancak kestane ağaçlarının aşılanması profesyonelce yapılan bir uygulama olduğundan, bizim için en doğrusu, kestaneye uygun koşullarda ağacı yetiştirmek üzere profesyonel üreticiler tarafından çeşitli yöntemlerle aşılanarak hazırlanmış çeşidi belli ve sağlıklı fidanları alıp bahçemize dikmek olacaktır. Dikimde fidanlar için açılacak ocaklar 60 cm. genişlikte ve derinlikte, dikim aralıkları 10 ile 15 m. arasında olmalıdır.
AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Kestane ağacı ılıman, nemli ve serin bölgelerin bitkisidir. Kış mevsiminde -35 derece soğuklara dayanabilir. Çiçeklenmesi geç olduğundan ilkbahar donlarından zarar görmez. Yaz mevsiminde aşırı sıcaklardan etkilenir ve meyvelerinin içi boşalır. Kestane ağacı yetiştirilirken çok soğuk yörelerde güneye bakan; sıcak yörelerde kuzeye bakan yerlere ağaçlar dikilmelidir. Kestane, ışığı ve açıklık alanları sever. 1.200 m. yüksekliğe kadar olan yerlerde yetiştirilebilir. Ovalarda yetiştirilmesi iyi sonuç vermez. Kış mevsiminde soğuklama ve dinlenme süresi oldukça kısadır.
Toprak isteği: Kestane ağacı hafif, geçirgen, serin ve derin toprakları sever. Topraktaki kirece karşı duyarlıdır. %1 kireç oranı kestane için idealdir. Kireç oranı %6’yı geçen yerde kestane ağaçları kuruyabilir. Kestanenin hiç hoşlanmadığı toprak türü, ağır ve killi olanlardır. Bu tür topraklarda yetiştirilen ağaçlar mantar hastalıklarına yakalanır. Genelde kestane ağaçlarının, altı kazılıp işlenmez. Ancak, zaman zaman ağaçların altının, yaprak vb. döküntülerden temizlenmesi yararlı olur.
Sulama: Kestane ağacı, yıllık yağışı 1.000 mm’yi geçen yerlerde yeterli suyu almış olur. Özellikle sonbahar mevsimi çok kurak geçerse, meyvenin dikenli kabuğunun çatlaması durur. Bu nedenle, kurak ve sıcak geçen yıllarda ürünün nitelik ve verimini artırmak için temmuz-ağustos ve eylül ayında ağaçların sulanması gerekir.
Gübreleme: Ülkemizde kestane ağaçları pek seyrek olarak gübrelenmekte ve ağaçlara 3 yılda bir iyi yanmış çiftlik gübresi verilmektedir. Yeşil gübreleme yapılması da ağaçlara yarar sağlar.
Budama: Kestane ağaçlarına, tacı yayvan şekli alacak biçim budaması yapılması uygundur. Fidanlarının dikiminden sonra her yıl obur dal ve fazla sürgünleri budanır. Ağaçlar belli büyüklüğe ve forma ulaşınca ürün budaması yapılmaya başlanır. Ürün budaması, kırılmış, kurumuş ya da hastalanmış dallar ile gölge ve sıkışıklık yaratan sürgünlerin kesilip çıkarılması şeklinde olur. Budama, kestane ağaçlarının gelişim ve ürün verimini büyük oranda etkilediğinden, budamanın bu ağacı iyi tanıyan kişiler tarafından uygulanması doğru olacaktır.
Hasat (Derim): Kestane meyvelerinin hasadı, ağaçların silkelenmesi ya da uzun sırıkların, dalları kırmayacak şekilde hafifçe vurulması yoluyla meyveler yere döktürülerek olur. Bu iş yapılmadan önce ağaçların altı iyice süpürülmeli, topraktaki taş ve iri maddeler temizlenmelidir. Böylece dökülen kestaneler daha kolayca fark olunur ve ürün kaybının önüne geçilir.
Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Kestane ağaçlarına dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir

Görüşlerinizi paylaşmanızdan mutluluk duyarız

Bir yorum bırakın

Ziyaettin Tokyay