Komsu KIZI Adalet

Komsu kizi adalet adleti anlatmakla bitiremem Adalet bakanida yakardi bakmayanida bakan baktigi icin yanardi bakmayan neden bakmadim sanki diye yanardi Adaleti sevmiyenmi vardi onun gibi olmak istemiyenmi var amaa yinede bazilari adaleten gececegi saatlerde kocalarini cam pencere kenarlarinda durmasindan rahatsiz olurlardi icinden zilli mahallemizden gitsede bir kurtulsak diyenlerde olsada yinede ic gecirirlerdi keske bende adalet gibi olsaydim diye iste adalet boyle biriydi adaleti arzu etmiyenmi vardi kimler arzu etmezdiki o adaleti .Yan sokakta yasar vardi kendinden once dogan iki kardesi olunce onun adina yasar koymuslar yasar delikanli biraz icine kapanik bir gencti meger adaletin yolunu gozleyenlerin icinde o varmis bir iki gun adalet ortalikta gozukmedi pencerelerden cam kenarlarindan bircogu ayrilmaz oldu birisi iyi oldu artik senden kurtuldum diye seviniyordu yasarlarin evinden bir haber yayildi meger o da yokmus derken 3 ay sonra yasarla adalet gelivermisler ansizin yapilacak bir sey olmayinca yasarin ailesi olayi kabulendi biraz Adaletin ailesi mirin kirin etsede is tatliya baglandi .Arka sokakta zuftu vardi esas ismi durzuymus ilk okula baslayinca mahkeme karariyla durzu ismini zuftuye cevirmisler guya nufus mudurlugune zuftunun babasi arkadasiyla beraber gitmisler tam memur isim soracagi zaman zuftunun babasi arkadasina dogrudur durzu derken nufus memuruda cocugun ismini durzu olarak yazmazmi zuftunun babasi olmaz diye itiraz etmissede memur ancak mahkeme kanaliyla isimin deyisecegini soyleyince mecburen sineye cekmek zorunda kalmis eve gelince durzuye benzer zuftu ismiyle cocugu cagirmaya baslamislar meger zuftude adalete vurgun mus sanki baskalarida adaleti istemimyormus gibi zuftu adaletin yasarla kacmasini icine sindirememis olmali birgun adaletin onunu kesmis ben seni kimseye yar etmem derken bizim mahalleden biri gormezmi Adaletin hemen zuftuyle konustugunu yaymazmi icine kapanik yasar gun gectikce eriyip soldu senesine varmadan oldu adalete kizgin olan aile adaleti evlerinde Adaleti istemeyince adalet mecburen babasinin evine dondu yasarin 40 ki cikmadan bir silah sesi duyuldu mahalladen adalet zuftuyu vurmus dediler adaleti kasten adam oldurmekten 25 yil hapis cezasina carptirdilar ADALET MAHALLEDE KIMSEYE yar olmadan hapishaneye dustu ciktiginda eski adaletten eser kalmamisti ondan sonra kimse mahallede ADALET ISMINI agzina almadi adalet isminden herkez cekindi ugursuz bir isim olarak hafizalara yerlesti .
aman siz siz olun boyle adaletten kacinin sonu iyi olmuyor .
mutlu gunler dilegiyle
www.ziyaettintokyay.com

1 Comment
  1. Reply
    Alperen saka Ekim 26, 2008 at 6:09 pm

    Sevgili Peygamberimiz (sav) buyurdu ki; “Şu iki vasıf kimde olursa, Allahü teâlâ onu ‘şükreden’ ve ‘sabreden’ diye yazar. Bunlar kimde bulunmazsa onu ne sabreden ne de şükreden yazar… Evet; bir kimse ki, dini hakkında kendinden üstün olana baktı da ona uydu; dünyası hakkında kendinden aşağı olana baktı da, kendisine lutfettiği şey üzerine Allah’a hamdetti.”
    Bu hadis-i şerifin ışığında kendimize ve günümüz Müslümanının hal ve davranışlarına baktığımızda; mutsuzluğumuzun sırrı ve gerçek İslamiyet’ten ne denli uzakta olduğumuzu görürüz.
    Bir kere hiç kimse halinden memnun değil!
    Güzele ve iyiye imrenip, onu örnek almak yerine, “hased” denilen, sahibini eritip bitiren bir illetle bakıyor ve ne kendimiz, ne de etrafımız rahat ve huzur yüzü görebiliyoruz.
    Hayati bir ameliyattan sonra, çok şükür sağlığına kavuşan Enver Ören Ağabey anlattı:
    “İnsanoğlu, elindeki nimetin kıymetini bilemiyor. Sıhhat, büyük nimettir. Sıhhat olmadıktan sonra, malın, mülkün, paranın, makamın ne kıymeti var?”
    Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han’ın sözünü hatırlayın: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
    İmam-ı Azam Hazretlerinin manevi terbiyecisi Cafer-i Sadık Hazretleri buyuruyor ki: Dört şey vardır ki, bunların küçük, az ve değersiz hallerini bile küçük görmeyin! Ehemmiyet verin ve bir an önce izale (yok) edilmelerine çalışın. Bunlar; hastalık, ateş, düşman ve zarar-ziyandır.
    Bunlardan her hangi birisi küçük görülür, ehemmiyet verilmez ve gerekli tedbir alınmazsa, büyür ve telafisi imkansız hale gelir.
    Peygamber Efendimiz (sav); “Allah’ın verdiği nimetlere şükredin…” mealindeki, İbrahim Suresi 7. ayet-i kerimenin tefsirini yaparlarken, (Allah’ın verdiklerinin kıymetini biliniz) buyuruyor.
    Eğer bir derde düşer, bir musibete uğrarsanız derhal tövbe ediniz. Bu kusurdan dolayı başkalarını değil, öncelikle kendinizi eleştiriniz. Aynaya bakın; musibetin sebebini görür, anlarsınız!..
    Eğer, durduk yerde, hiç sebepsiz olarak (!) insanlardan bir sıkıntıya uğrarsanız, bu kez de (La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim) duasını okuyunuz ki; bu bir kalkandır.
    Dünyanın geçici zevkleri, nimetleri sizi aldatmasın.
    Abbasi İmparatorluğunun devlet başkanlığı makamında oturan Harun-i Reşit, gönül ehli bir zattan nasihat isteyince, o mübarek zatın şu sualine muhatap olur:
    – Şu anda, dünyanın en göz kamaştıran kudretli tahtına oturuyorsunuz. Bu halde iken çölde susadınız, dudaklarınız kurudu, gözlerinizin feri gitti, susuzluktan kıvranıyorsunuz, size bir kırba (tulum) su sunuluyor ancak bunun karşılığında, tahtınızdan feragat etmeniz isteniyor, ne dersiniz?
    – Tereddütsüz peki derim! Yaşamadıktan sonra tahtı ne yapayım?
    – İçinizdeki bir miktar suyu (idrarı) dışarı atamıyorsunuz. Kasıklarınız birbirine geçiyor, büyük azap duyuyorsunuz. Aynı şekilde size soruluyor: İçinizdeki bu suyu, rahatlıkla çıkarabilmeniz için de Abbasi İmparatorluğu tahtından vazgeçer misiniz?
    – Tabii vazgeçerim! Acı içinde kıvranan ve bir an olsun dinmeyen azap içinde yaşayan insanın devlet, makam neyine?
    – O halde ey şevketlü sultanım! Bil ki, dünyanın en büyük makamı, yine dünya malı ile ölçüldüğünde, şu bir bardak su kıymetinde dahi değildir!
    Dünyadakilerin geçici olduğunu bil, makamının kıymetsizliğini anla ve adaletle
    hükmet!”

Bir yorum bırakın

Ziyaettin Tokyay