Nasil Bir Secmen Olmaliyim,ki

Geçen beş yılın hesabını soracağım,

Gelecek beş yıl için umut bağladığıma oy vereceğim ya(!)

Seçim günü her geldiğinde “Ha gayret!” bir heyecanla sandığın yolunu tutarım…

Ama biraz daha tükenir umutlarım her seferinde…

Her seferinde bir sonraki seçime kadar “umut” yüklemeye çalışırım kendime…

Hah! “Şimdi olacak!” derim…

Olmaz bir türlü…

Üzülürüm milletimin, ülkemin haline…

Üzülürüm kendi halime…

Bir fırtına kopar içimden, sessiz haykırışlarım “Arş”a yükselir.

“Ağlamak, has erkek işidir.” Derim; tutmam, tutamam bazen gözyaşlarımı…

Çok çabuk unutuyorsunuz verdiğiniz vaatleri, çok çabuk alışıyorsunuz köşklerinize…

Benden aldığınızı ebedi “Hak” zannediyorsunuz. Üstelik, utanmadan hakkımı gasp ediyorsunuz…

Umudumu -akan günler, aylar, yıllar içinde hep birlikte tüketmeye çalışsanız bile- inadına korumaya çalışıyorum.

Bu size değil, “Yüce Milletin” basiretine imanımdandır…

İşte böyle Sevgili Okurlarım. Bu kısır döngü, uzun zamandır hayatımın ayrılmaz bir ritüelidir…

Ben yine de merakla bekliyorum…

Makamlar millete hizmet etmeye tahvil mi olacak? Yoksa deveyi hamudu ile götürmenin yolu mu olacak…?

Zenginden alınıp fakire mi dağıtılacak? Yoksa fakirden alınıp yeni zenginler mi üretilecek…?

Açlık sınırında olan milyonlar, insanca yaşama mı kavuşacak? Yoksa kocaman siyah jeeplere binen başörtülü kardeşlerimin sayısı mı artacak…?

Ayırt etmeksizin herkese adalet dağıtan bir Adalet Bakanımız mı olacak? Yoksa oy vermezseniz hizmet alamazsınız diyen “Cezalandırma Bakanımız” mı olacak…?

Çocuklarının geleceğinden emin anneler mi çoğalacak? Yoksa doğurduğunu cami önüne bırakan ya da çöp bidonlarına atanlar mı çoğalacak…?

Avrupa Birliği’ne mi girilecek? Yoksa Avrupa hep birlikte bize mi girecek…?

Anamıza hürmet gösteren bir anlayış mı olacak? Yoksa zarar görmesin diye “anasını” köşe bucak kaçıranlar mı çoğalacak…?

Özlediğimiz mis kokulu domateslerimize mi kavuşacağız? Yoksa İsrail tohumu ile döllenmeye devam mı edeceğiz…?

“Topraktan geldik.” toprağa gitmeyi mi umacağız? Yoksa gidecek “Toprak” mı bulamayacağız…?

Her yıl hac mevsiminde “Hac”ca kervan mı düzeceğiz? Yoksa kutsal “Hac” yolunda “din tacirleri”ne mi düzüleceğiz…?

Mübarek dinimizi; vatanımızda özgürce, onurumuzla mı yaşayacağız? Yoksa “Nonoş Müslümanlar” mı olacağız…? ( Light İslam )

Apo, otuz bin şehidin hesabını “kodes’’te çürüyerek mi verecek? Yoksa Milletvekili mi olacak(!)…?

Yaptığı bilimsel çalışmaları ile dünyada adından söz ettiren Bilim İnsanlarımız mı çoğalacak? Yoksa İntihal’i marifet sayan Proflarımız mı artacak…?

Ermenistan, gönüllü olarak Türkiye’ye ilhak mı olacak(!)? Yoksa içimizde “Ermeni” olanlar mı çoğalacak…?

Vatanı ve milletiyle bölünmez bir “Türkiye’’ olmaya devam mı edecek? Yoksa Ülkem iğdiş edilmiş yaşlı bir öküze mi dönecek…? (Hoş buna topunuzun gücü yetmez.)

Yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz “ülkemiz ve milletimiz’’e mi hizmet edecek? Yoksa özelleştirme furyası içinde Coni’ye peşkeş çekilmeye devam mı edilecek…?

“Ergenekon’’ şöyle ayağı yere basan dayanaklarla temizlenecek mi? Yoksa ardından gelecek “fırtına’’ sizi mi temizleyecek…?

Hak ve Ak, siyasetin ayrılmaz ikilisi olmaya devam mı edecek? Yoksa “Hak’’ öldü, kalan “Ak’’lar bizimdir. Düsturu mu yaşamaya devam edecek…?

“Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak’’ korkmadan dalgalanmaya devam mı edecek? Yoksa “Silkelen ve kendine gel Ey Türk!’’ diye yırtınmaya devam mı edecek…?

Muhalefet “ense tıraşı’’ yapmayı beceri alanı olarak mı seçecek? Yoksa iktidarın ensesinden ayrılmamayı mı tercih edecek…?

Sn. Baykal, Atatürk’ün kemiklerini sızlattığını fark edip CHP’nin başından ayrılma erdemini mi gösterecek? Yoksa CHP’yi yok etme “Ant”ına sadık mı kalacak?

Sn. Bahçeli, miting alanlarına ip atmaya devam mı edecek? Yoksa Apo’nun boynundan çıkardığı ipin kendi boynunda asılı kaldığını fark mı edecek…?

Sn. Başbakan, “one minute’’ la “Davos’’ ta ortaya çıkardığı “DEV’’ olmaya devam mı edecek? Yoksa o dev’in ürettiği “NEFS’’in ayağı altında mı ezilecek…?

Velhasıl-ı kelam gerçekten merakla bekliyorum…

Milletimizin duası ile cennette “Huri”ler size üzüm mü verecek? Yoksa onun (Milletin) lanetine mazhar olup “Nuri”lere mi vereceksiniz (üzüm tabiî ki) (!)…?

Seçilmek ya da seçilememek..

Seçileni sevindiren,

Seçilemeyeni üzen veya bir sonraki seçimlere kadar daha da hırsla asılmasını sağlayan ya da artık olmaz deyip çiçek yetiştirmeyi tercih ettiren demokratik sonuç.!

Bu arada seçilip de çiçek sulayanları da unutmamak gerekir tabiî ki …

Biliyor musunuz? Cumhuriyet tarihinin en çok çiçek seven ve çiçek sulayan meclisi şu anki meclisidir…

Ne mutlu bize ki doğa tutkunu bir meclisimiz var. Değil mi(!)…?

Kaynak Turktime.com
Bedri Rahmi

Ziyaettin Tokyay