Tarihi Esereler Muzelerden ucuyormu ?

Tarihi eserler müzelerden uçuyor Türkiye’de her yıl müzelerde bulunan 36 bin eserin envanter kaydından düşürülüyor. Türk Nümizmatik Derneği Başkanı Cem Mahruki, “Koleksiyoncuya kök söktüren devlet müzelerindeki eseri koruyamıyor” diyor Osmanlı döneminde bir gün saraya bir dilekçe verilir. Dilekçede İzmir ve çevresinde yabancı birtakım insanların bu bölgede bulunan birkaç parça taşı kendi ülkelerine götürmek istediklerinden bahsedilmekte ve hükümdardan izin istenmektedir. Hükümdarın cevabı ise, “Memlekette taş mı kalmadı yahu! Götürsünler.” Böylece Anadolu’dan eski eser yağmalamanın kapısı açılmış olur. Ne yazık ki Arkeolog, Ressam ve Müzeci Osman Hamdi Bey’in 1874 yılında ilk Asar-ı Atika Nizamnamesi çıkarılıncaya kadar da bu yağmanın önüne geçen hiçbir tedbir alınmaz. Bugünün Türkiye’sinde de Osmanlı dönemine benzer bir anlayış hüküm sürüyor. Nitekim Türkiye, 1993-2003 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde depo koşulları, depremler ve kaza gibi nedenlerle kırılan veya özelliğini kaybeden 352 bin eseri komisyon kararlarıyla envanter kayıtlarından düşürdü. Türk Nümizmatik Derneği Başkanı Cem Mahruki, bu bilginin Erkan Mumcu’nun Kültür ve Turizm Bakanı olduğu dönemde bir soru önergesine verdiği cevaptan alındığını belirtiyor. Yılda 36 bin eserin envanter kaydından düşürüldüğünü belirten Mahruki durumun vahametini şöyle anlatıyor; “Amerikalılar bir gece 400 kişiyle Bağdat müzesini soyduruyorlar. Yapılan soygun sonrasında 17-18 bin eser çalınıyor. Türkiye’de ise bir yılda 36 bine yakın eser yok oluyor. Bu ne anlama geliyor diye baktığımızda; Türkiye’de her yıl Bağdat müzesi talanının iki misli kadar eser bir şekilde yok oluyor. Bu envanter kaydından düşürülmesi de Bakan’ın söylediği gibi deprem, sel gibi nedenlerden olmadığı herkes tarafından biliniyor.” Koleksiyoncuya kök söktürülüyor Türkiye’de bulunan ve sayısı ne yazık ki 110’a ancak ulaşan müzelerde bulunan tarihi eserleri koruyamayan devlet, koleksiyonculara ise tabir caizse kök söktürüyor. Yasanın cezbetmek yerine caydırıcı olması, eğitim ve anlayış eksikliğininde etkisiyle Türkiye’de para koleksiyoncularının sayısı her geçen gün azalıyor. Bu işi yapan sayılı kişilerden biri olan Cem Mahruki, aynı zamanda Türkiye’de Cumhuriyet dönemi kağıt para koleksiyonunu tamamlamış olan iki kişiden birisi. Türkiye’de para koleksiyonculuğunun zor şartlar altında yapıldığını belirten Mahruki bunu şöyle anlatıyor; “Sultan Abdülmecit’ten önceki paraların koleksiyonunu yapmak için öncelikle müzeye kayıtlı koleksiyoncu olmak gerekiyor. Müzenin sattığı defterlerden iki adet satın alacaksın. Biri koleksiyonu yapan kişi de diğeri de müzede kalacak. Koleksiyona konan her paranın ön ve arka yüzünün resmini çekip her iki deftere yapıştırıp, hangi döneme ait olduğunu yazacaksın. Sadece Osmanlı’nın 10 bine yakın parası olduğunu düşünürsek iki koleksiyoncuya iki müzeye 40 bin resim eder. Bu işlemler neredeyse her koleksiyoncunun bir kitap yazması demektir.” İş bununla da kalmıyor. Mahruki şöyle devam ediyor; “Yaptığınız koleksiyonu satamazsınız, çaldıramazsınız, evden dahi çıkartamazsınız. Çünkü onlar gelip zaman zaman kontrol edecekler, kazara biri kaybolsa yandınız. Bir de öldükten sonra varislerinize büyük bir bela bırakmış olacaksınız. Çünkü gelip koleksiyona kıymet biçecekler, varisler o değer üzerinden Veraset Vergisi ödeyecek. Kurtuluşu var tabi: müzeye hibe etmek.” Koleksiyoncudan bunları isteyen müzelerde milyonlarca paranın çuvallarda durduğunu belirten Mahruki, milyonlarca para tasnif edilmeyi, yayınlanmayı, teşhir edilmeyi beklerken ya da her yıl 36 bin eser yok olurken kimseye bir şey olmadığını ancak koleksiyoncunun süründürüldüğünü söylüyor. Yabancıyla mutlu oluyoruz Kafaların değişmesi gerektiğine dikkat çeken Mahruki, “Çünkü bugünkü kafa herhangi bir değerli koleksiyonu benim veya sizin elinizde değil de bir yabancının elinden görmekten utanacağına mutlu oluyor. Ayrıca o kafanın bir başka mutluluk kaynağı da bizim adımıza bekçiliklerini yaptıkları, korudukları kıymetleri, bizden saklamaları, araştırmaları yokuşa sürmeleri kendileri hiçbir şey yapmadığı gibi kimseye yaptırmamalarıdır” diyor. Her şeyin koleksiyonunu yapmanın serbest olması gerektiğini savunduklarını belirten Mahruki koleksiyonculuğun nasıl olması gerektiği konusunda ise şunları söylüyor: “Bize göre paranın her türlüsünün koleksiyonunu yapmanın Türkiye sınırları içerisinde serbest olması ancak yurtdışına çıkarılmasının yasak veya izne tabi olması gerekiyor. Aynı paradan ortada binlerce varsa, eritme durumunda kalmamak için bunların bir şekilde satılması lazım.” Düzenleme Avrupa’nın işine gelmiyor Cem Mahruki, kültür ve tabiat varlıklarını koruma ve koleksiyonculuğun Avrupa Birliği’ne uyumlu hale nasıl getirileceği konusunda da Türk Mümizmatik Derneği olarak çok uğraştıklarını ancak bugüne kadar herhangi bir adım atamadıklarını söylüyor. “Avrupa Birliği’ne uyum konusunda yazdık, çizdik, gittik, geldik neler yaptık, hatta tanıdığımız konsoloslara sordurduk sizde mevzuat nasıl ona göre düzenlemeler yapalım diye ancak cevap bile vermediler” diyen Mahruki, mevcut durumun değişmesinin Avrupalıların da işine gelmediğini bu nedenle kendilerine yardımcı olunmadığını ileri sürüyor. Mahruki bu sonucu ise şununla destekliyor; “Arz çok, Anadolu dolu. Talep olmayınca hepsi tıpış tıpış yurtdışına kaçıyor. Eğer bu talebi bir şekilde Türkiye’de serbest bıraksalar o zaman Avrupa’ya mal gitmeyecek. Bu da Avrupalının işine gelmiyor.” İlk para koleksiyoncusu Sezar Para koleksiyonculuğunun tarihi Romalılara kadar ulaşıyor. Tarihte bilinen ilk para koleksiyoncusu ünlü Roma İmparatoru Sezar’dır. Bizde ise para koleksiyonculuğu 20. yüzyılın başlarında müzeciler tarafından başlatıldığı belirtiliyor. Bugün Türkiye’nin ünlü işadamlarından bilinen tek para koleksiyoncusu TÜSİAD Eski Başkanı Muharrem Kayhan. Avrupa ve Amerika’da çok sayıda ünlü ismin para koleksiyonu yaptığı belirtiliyor. İsviçre’deki bankaların bir kısmının çok ciddi boyutta altın para koleksiyonu yaptığını belirten Mahruki, son İtalyan Kralı Umberto 2’nin iyi bir para koleksiyonu yaptığını, Mısır Kralı Faruk’un muhteşem bir para koleksiyonunun varolduğunu vurguluyor. Osmanlı’da para koleksiyonu yapan padişah hatırlamadığını belirten Mahruki koleksiyonculuğun gelişmemesinin bir nedenini de şöyle anlatıyor; “Osmanlı’da evler ahşap bir yangın çıktığında mahalleler gidiyor. O arada da bir sürü şey yanıyor. Yurtdışında ise şatolar taştan ve aynı aile o evde yüzlerce yıl oturuyor. Yüzlerce yıllık mobilyalar duruyor. Mali olarak altından kalkamayan bazı aileler müze yapıp parayla gezdiriyorlar. Altında kalkanlar da bu işe devam ediyorlar, belki bir kuşak koleksiyonculuk yapmıyor ancak satmıyor da. Diğer kuşak geldiğinde eksikleri tamamlıyor.” Koleksiyonculuk büyükbabadan geçmiş Türk Nümismatik Derneği Başkanı Cem Mahruki’nin Büyükbabası Mahrukizade Cafer Bey de, bir koleksiyoncu. Hatta Osmanlı’da para koleksiyonunun başlamasına katkıda bulunanlardan. Para koleksiyonculuğu yapmasını genlere bağlayan Mahruki bu işe nasıl başladığını şöyle anlatıyor; “Benim koleksiyonculuğa bulaşmam sanıyorum genlerle ilgili. Çünkü büyükbabam koleksiyoncuymuş, 5 çocuğundan hiçbiri koleksiyoncu değil, torunların diğerlerinde de yok ancak bende var. İlkokul kitapları olan kaç kişi vardır? İlkokul kitaplarım, defterlerim, karnelerim, pasolarım durur. Hiçbir şeyi atmam. Sanıyorum ev müsaitti saklayabildim. Eskiler üç taşınma bir yangına bedeldir derler. Biz de bir iki taşındık ancak bu evde 50 yıldır yaşıyoruz. Türkiye’de bu kadar uzun süre aynı evde yaşayan azdır herhalde. Yani saklama merakı vardı ancak bilinçli değildi. Harçlığımı aldığımda eğer katlanmamış güzel bir para varsa onu saklardım. Madeni paralarda da pırıl pırıl olanları bir yerlere koyardım. Ancak koleksiyonun senelerine göre yapılacağını veya kağıt paraların serileri ile yapılacağını bilmiyordum, sadece el değmemiş güzel diye saklardım. Sonra yavaş yavaş bilinçlenmeye başladık. Türk Nümismatik Derneği 1968 yılında kurulmuş, ben 8-10 yıl sonra derneğe üye oldum. Bu konuda çıkan kitapları takip ettik. Ben kağıt parayı çok sevdim, serileri ile yaptım. Türkiye Cumhuriyeti madeni paralarının koleksiyonunun yaptım. Sonra hatıra paralar, hatıra madalyaları, Osmanlı madalya nişanını sevmeye başladım.” Para koleksiyonculuğun en gelişmiş şekli Mahrukiye göre, bir ülkede koleksiyonculuk ilk önce resimle başlıyor. “Resim zenginliği ve sanatseverliği gösteren bir nesne. Para koleksiyonculuğu ise bu işin en gelişmiş şekli. Çünkü para koleksiyonu yapmak için ciddi bir kültür birikimi gerekiyor.” Para koleksiyoncularının yaptıkları koleksiyonlarla iktisat tarihine, sosyal tarihe, insanlığın gelişimine ışık tuttuklarını belirten Mahruki, “Örneğin Bizans’ın bir sürü palamut resimli paraları var. Haliç palamut kaynıyor, bu açıdan Bizans için palamutun önemini öğreniyoruz. Ya da başka paralarda başka motiflerle, o bölgede hangi kralın, beyin hükümranlık sürdüğünü öğreniyorsunuz. Dolayısıyla bir çok konuda araştırmacılara bilgi veren yardımcı olan bir koleksiyonculuk türü” diyor REFERANS GAZETESİ buraya daha bircok konuda daha yazi yazilabilinir ama Avrupada tarihi eserler bu sekilde korunmuyor ve vatandasin elinden,de alinmiyor Gurbetci Bagiz Millet vekili adayi www.ziyaettintokyay.com 2006-04-01 21:41:52
Yorumu

Ziyaettin Tokyay