Turkiye ve Serbest Piyasa Ekonomisi

Serbest! adi ustunde serbest kaca satarsan sat serbest anlaminda dusununce herkez elindeki mali istedigi fiyattan satmaya calisiyor .Gerektigi gibi Rekabet ortami yaratilmazsa satilan sey saticinin insafina kalmis oluyor . Nedir bunlar gunluk haftalik aylik yillik vaya 5 yila kadar dayanma gucu olan alet edavat ve belki omrumuzde bir kere alacagimiz evler veya meskenler Kisi zamaninda 8 donum tarla almis zamanla sehir o tarafa kaymis herkez elindeki yeri satmis ama o kisi satmamis kisi zamaninda tarlaya verdigi paranin 300 katini veriyorlar ayni sekilde sehrin mustesna semtlerinde
her zaman satilik ev bulamazsiniz bulununca tabiki fiyati yuksek olacak burda fiyati arz talep meselesi belirliyor .Amma bir manavin lokantanin berberin serbest piyasa ekonomisi deyip astranomik ucret istemesi sacmalik ama yokmu var gecen yazimda belirtmisdim Dukkan sahip;eri isletmeciler bir birleriyle rekabet edecek duzeye gelince serbest piyasa ekonomisi guzel isler beyaz esya ve bazi belirli seyler belirli kisilerin elinde oldugundan dolayi ve hernekadar piyasaya devletin mudahale etmemsi gereksede Avupada cesitli yollarla fiyatlara hukumetler muhadele ediyor .Asagidaki yazilanlardanda anlasilacagi gibi kimse serbest piyasa ekonomisinin tarifini tam olarak yapan olmamis

Serbest piyasa ekonomisi ekonomik faaliyetlerin tam rekabet şartları içinde serbestçe yapılabildiği ekonomik sorunların çözümünün devletin ekonomiye müdahalesiyle değil fiyat mekanizması aracılığı ile gerçekleştirildiği ekonomi. Arz ve talebin temel belirleyici olarak kabul edildiği bu tür ekonomilerde fiyat mekanizmasının iyi işlemesi zorunludur. İdeal serbest piyasa ekonomisinde üreticilerin ve tüketicilerin pazarda aynı şartlar altında bulunduğu varsayılır. Pazara giriş ve çıkışlar sınırlandırılmamıştır.

Serbest piyasa ürünün fiyatının alıcı ve satıcının karşılıklı olarak anlaşmasıyla belirlendiği arz ve talebine hükümet tarafından müdahale yapılmayan bir piyasadır (bkz: arz ve talep). Fakat her ne kadar serbest piyasa hükümetin arz talep veya fiyatlar üzerine herhangi bir müdahale yapmamasını gerektirse de tüccarların birbirlerini zorlamamasını ya da aldatmamasını da gerektirir. Bu yüzden tüm alım ve satımlar gönüllü olarak yapılır.
Serbest piyasa tanımı hükümetin ekonomik müdahalelerini sadece piyasa katılımcılarının arasında gerçekleşebilecek zorlama veya sahtekarlık gibi durumlarda olmak üzere büyük ölçüde kısıtlanmasını savunan laissez faire ekonomik felsefesi ile yakından bağlantılıdır. Bu yüzden hükümetin gücü savunmaya yönelik bir şekilde sınırlandığı için hükümet serbest pazaryerinin bakımını karşılama amacı için vergi almak dışında gücünü kullanmaz. Bazı serbest piyasa avukatları piyasanın savunma veya yasaların uygulanması gibi hizmetleri sağlamada daha iyi olacağını düşündükleri için vergilendirmeye de karşı çıkmaktadır. Örneğin anarşo kapitalistler hakemlik ajansları ve özel savunma ajansları kullanmayı tercih etmektedirler.
Politik ekonomide serbest piyasa ekonomisinin tam tersi üretim dağıtım ve fiyatlandırma kararlarının hükümet kontrolü altında olduğu planlı ekonomidir. Bir başka deyişle serbest piyasa ekonomisi “ekonomik aktiviteleri ve muameleleri etkileyecek kararların büyük çoğunluğunun hükümet yerine bireylerin verdiği bir ekonomik sistemdir.” Sosyal felsefede serbest piyasa ekonomisi belirli bir topluluğa malları tahsis etmek için kullanlılan bir sistemdir: kimin ne alacağını ve neyin üretileceğini devlet değil arz ve talep belirler. 18.yy Avrupası’nda serbest piyasa ekonomisinin yandaşları orta çağ eski modern ve merkantilist ekonomileri ile pek çok zıtlık yaşadılar.

fiyatlarin hukumet tarafindan degil de pazarin kendisi tarafindan belirlenip dengelendigi ekonomik model.

devlet tarafindan getirilebilecek kisitlamalarin mumkun mertebe temel ihtiyac maddeleri ile sinirli tutulmasi ve alici satici arasindaki ili$kinin (praysing*) ucuncu ki$ileri ilgilendirmedigi ekonomik modeldir.

ornegin birisi bakkal acarak limon sikacagina fiyat olarak 718.000.000tl fiyat bicebilir kimse de ona gik diyemez. bir anlamda tuketicinin akil sagligina guvenmeyi secen ve rekabeti ozendirmeyi amaclayan ekonomik modeldir ayni zamanda..

serbest piyasa ekonomisini benimseme iddiasindaki ulkelerde herhangi bir fiyati baz alarak satici hakkinda yorum yapmak abesle i$tigal oluyor bu durumda.

uretim kaynaklarinin sahipleri ve bunlari uretime sevkeden mutesebbisler serbest sekilde karar verirler. bu sistemde kaynaklar ozel sahislara aittir ve onlarin gorusune uygun kullanilir. fiyatlardaki artis ureticileri daha cok uretime tesvik edecektir. eger arz piyasadaki talep tarafindan emilebilecek miktardan fazla olursa bu kez fiyatlar dusecek ve bu alandaki uratim kaynaklari o sirada talebi artan bir baska mal ya da hizmetin uretim sahasina kayacaktir.

serbest olmayan piyasa ekonomisi yoktur bu kavramı literatüre ülkemiz sokmuştur.

şu ana kadar daha verimlisi bulunamamış ekonomik sistem bileşeni..
ayrıca da serbest olmayan piyasa modellemeleri de vardır…
fiyatların devletçe belirlendiği eski doğu bloğu piyasaları buna örnektir..
serbest piyasada fiyatlar kendiliğinden dengelenir..
literatüre bu kavramı sokan da aslen fransızlardır.. (bkz: marche libre)

kendi dinamikleri ile dusuk issizlik buyume ve dusuk enflasyon gibi iktisadi hedeflere ulasamayan mutlaka kamu sektorunun mudahalesini gerektiren ekonomik sistem.

adam simith ‘in bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler serzenişinin kabul görmesi sonucu günümüzde dünya ‘nın büyük bir bölümünde hakim olan ekonomi modeli.

isteyenin istedigi mali yada hizmeti istedigi fiyattan satmasi ya da pazarlamasindan ibaret durum. burda onemli olan arastirip tuketmekten baska birsey degildir. elbet ayni malin* ya da hizmetin daha ucuzunu bulabilirsiniz. (bkz: aramaya inanmak)

yok böyle bir ekonomi modeli dedirten sistem. yurdumun inasanın özal dönemi ile karşılaştığı tabir de denileblir. unutulmamalıdır ki ekonomistlerimiz dahi bu tabire tam bir karşılık buşamamamışlardır. en genel anlamıyla piyasa ekonomisi vardır. serbesti ne ola ki? evet ne yazık ki ne olduğunu hepimiz tek tek yaşıyoruz.

kimseyi zorla kültürlü bir birey yapmayı hedeflemeyen ekonomi sistemidir.adı üzerinde zaten ekonomi sistemidir.kişilerin entelektüel olma adına daha kültürlü birer birey olma adına arkadaşları ile konuşurken ya da köşe yazısında yazarken geçen gün x operasına gittim gerçi x ‘in dinletisi daha güzeldi ama olsun diye insanları kültürlenmesi için devletin kasasından hazinesinden para çıkmasını istemeyen ekonomidir.eger bu opera çok karlı gelir getirisi çok yüksek ise emin olun orada bir kapitalist bulursunuz ve kroluktan olsa dahi para gelecegini bildigi için gider oraya en iyi hizmeti verip en fazla parayı kazanacıgı opera binasını yapar ve bu şekilde gelişir.
asla bir zümrenin keyfi için hazineyi boşaltmayı uygun görmez zira birileri operadan zevk alırken birileride seks yapmaktan hoşlanmaktadır hatta bu kişilere operaya mı gidersiniz yoksa size seks yapacak yerler mi yapalım dedigi an bir çok kişinin aslında bir çok kişinin istemesi de gerekmez nasıl operayı toplamda 5349 kişi izliyorsa bir o kadar kişide biz seks yapmak sitiyoruz ya da alkol almak istiyoruz devlet bize 45ytl lik jack daniels yerine aynısını 5 ytl ye versin geri kalan 40 ytlyide hazineden ödesinki bizlerde kaliteli içki içelim dediginde hadi lan oradan diyen sistemdir.
kimileri karma ekonomik sistem ile piyasa ekonomisini bir şekilde keynesyen fikirlere dogru yöneltmektedir ki bu kişileri sözlüge girip ara butonuna akıl fikir yazmasını tavsiye ediyoruz.

arz ve talebin karsilikli cikarlarinin bulundugu giris ve cikisin serbest oldugu bir piyasada fiyatin kendiliginden olusacagini varsayan (bkz: gorunmez el) ve belkemigi tam rekabet olan ekonomik bir model olmasina ragmen sadece avuc yalama ozgurlugu veren liberal ciftlik.

kendisinin eldeki en iyi ekonomik sistem olduğunu düşünen insanların en az sayıda olduğu ülke türkiye olan sistem. görünen o ki son yıllarda serbest piyasa ekonomisine destek global olarak düşüşte.

serbest piyasa ekonomisi ‘nin 19. yüzyıl ortasında britanya ‘da gelişmesi tarihinin belli başlı kilometre taşlarından biri de ingilizcesiyle enclosures türkçesiyle çitleme olgusudur. ne uzun çok uzun bir evrimin ürünü ne tesadüf ne de doğal teleolojik bir sürecin aşaması; bir olguyu bir nedene bağlama yanlışını gözönünde bulunduraraktan dominant etki anlamında iktidar ve devlet yönetiminin bir sonucu gibi gözüküyor ilginç bir şey: anglo sakson dünyanın aksine her zaman korumacı devlet müdahalesinden kontrollü bir kapitalizmden yana olmaya çalışmış frankofon dünyanın diliyle laissez faire belki fransızca ama ilk görüldüğü yer britanya.
çitleme 19. yüzyıl britanya ‘sında kamusal toprakların özel mülkiyete geçmesi anlamına gelir. bu toprak çevirme hareketi sonucunda mülkiyet dağılımının küçük çiftçilerinin aleyhine büyük toprak sahiplerinin lehine değiştiğini söylemeye gerek yok. büyük arazi mülkiyetine dayanan tarımsal kapitalist ekonomisinin biçimlenmesinin başındayız.
sürecin ingiliz iç savaşı ‘ndan(1642 1650) başlayıp victoria dönemi ‘nin(1837 1901) hemen öncesinde tamamlandığı konusunda tarihçiler hemfikir.
ilginç olan ise bu çitlemenin parlamentonun gözetiminde ve denetiminde yani açık ve demokratik olmasıydı. bu ingiliz deneyiminin daha sonraki fransız deneyiminden farklı olduğunun göstergesidir; birbirlerinin model olarak ötekisi anlamında iki ülkenin farklı kapitalistleşme olgusunun yani siyasi anlamda fransız devrimi ‘nin fransa ‘da aristokrasinin defterini dürüp feodal hukuku tam anlamıyla tasfiye edip köylünün toprak mülkiyetini temellendirirken ingiliz kapitalizminin ise bizzat ingiliz aristokrasinin eliyle onun burjuvaziye dönüşmesiyle sürdürülmesi mülkiyet kutuplaşması en nihayetinde bu çitlenen arazilerden sonra topraksızlaştırılan çiftçilerin sanayi devrimi ‘nin ürünü fabrikalarda meta da yabancılaşma da üreten devasa makinelerini önünde bilene bilene tükenen bıçak misali işçilere dönüşmesinin iki farklı hikayesi: it was the best of times it was the worst of times laissez faire anything goes…

devlet iktidarının via parlamento büyük çoğunluk için mülksüzleşmeye varan çitleme hareketi serbest piyasa ekonomisinin ilk adımlarından biriydi. ancak bu parlamentonun bugünkü anlamda demokrasi öncesinin özelikleri olan nüfusun büyük çoğunluğunun siyasal katılımdan dışlanmışlığıyla yani seçme hakkının sınırlılığıyla malul olduğunu da söylemek gerek.
soruyu sosyal bilimciler uzun zamadan beri soruyorlar cevaptan kerevet ummadan: işleyen demokrat kurumlar olsaydı yani nüfusun büyük çoğunluğu siyasal yaşamda etkin olsaydı ki bu durumun oluşmasıyla serbest piyasanın zayıflaması arasında doğru orantı vardır serbest piyasa gerçekleştirilebilir miydi?
piyasa ekonomisiyle demokratik usüller hükümetler arasındaki anlaşmazlığın farkında mısınız?

serbest piyasaya iskele alabanda pupa yelken gidişte yukardaki süreç kendi yasalarını getirecekti ve ilki tarımsal serbest piyasayı kuran 1846 tarihli tahıl kanunlarının feshi[repeal of the corn law] olucak.
kronolojik sırayı dert yapmadan yukardaki ikisini ortasında öznesi yoksullaştırılmış yoksullar olan ve yine serbest piyasa ekonomisine gidişte önemli rol oynayan bir başka yasa daha belirecekti 1834 ‘de: yoksullar yasası reformu[poor law reform]
kaydı düşeriz bir ara..

belli bir ekonomik olguluğa ulaşan kapitalist ülkelerin imf dünya bankası araçlarıyla gelişmekte olan ülkelere kullandığı 70 ‘lerden sonraki neo liberal söylemlerin ışığında geçmişin pazar arayışı adı altındaki sömürgeleştirmenin günümüzdeki adıdır.yok öyle bi dünyadır.

Ziyaettin Tokyay