TURKIYEDE ESI OLMAYAN SITE

HAYATA DAİR GERÇEKLER

NOT;Yazilarin tumunu okuyun basligi neden attigma hakverirsiniz Kutlarimsizi haber50 ve huseyin bey be saygi deger yorumcular
BİZİM KIRAATHANE HÜSEYİN ÜLKÜ KORKMAZ
Biraydin bey Sonbahar’ ın Kış’ a adım atmaya başladığı ve ” Hazan Mevsimi ” diye adlandırdığımız şu günlerden bir ikindi vakti gönüllerin mekanı ” Bizim Kıraathane ” ye doğru giderken yolda can dostu Cinali ile karşılaşır, Cinali’ nin Almanca’ ya vakıf olduğunu bildiğinden hafif bir diyalog başlatır.

– Biraydin : Hallo Cinali …

– Cinali : Gutantag

– Biraydin : Wie geht esihnen

– Cinali : Danke sehr …

– Biraydin : Wohin ?

– Cinali : Die Wahische ilnlichke it Bizim Kıraathane …

– Biraydin : Wunder bar !…

– Cinali : Glühbirne, shön …

– Biraydin : Verstanden !…

İki dost ” Bizim Kıraathane ” nin kapısından içeri girerler yanık bir sesle türkü söyleyen Barbaros onları karşılar !…

” Potinimin bağına
Düştüm gönül ağına
Yenile bir yar sevdim
O da geldi çağına ”

– Cinali : Servus Barbaros, wie geht esihnen ?

– Barbaros : Cinali kardeşim, Es geht

Birlikte üst katta ki toplantı salonuna geçerler, Biraydin bey selamını verir.

– Biraydin : Selamün aleyküm dostlar !…

Kriz anında elbette zor ödenir, faturalar çekler …
Bu günkü konumuz olsun ” Hayata dair gerçekler ”
***
Kapıcı yap servisi hemen dağıt çay !…
Sözü bu gün sen al Bağımsız aday Tokyay !…
***
Ziyaettin Tokyay :
Turşu kurdum Kütahya usulü kaplara,
İtibar etmem ağrıkesici haplara …
Seçim zamanı halka dağıtmak için,
Ayran dolduracağım buzdolaplara …
**
Hamit Demirboğa :
Geldi yine gurbette kurban Bayramı
Bursa’ da bıraktık canı Canan’ ı
Dostlar ancak karşılaşırız sizlerle
Yaz günü izinde harman zamanı …
***
Necmi Dodooğlu :
Fırıldak bir kişi Hayatta doğru yolu bulur mu ?
Söyleyin gençler !… sevenler unutulur mu ?
Takiyyecilik siyasetin aynası olmuş,
Bilmem gönlüme göre bir siyaset bulunur mu ?
***
Barbaros Hayrettin :
Eski Kış’ lar soğuk olurdu ” Öküz’ ü ayırırdı eşinden ”
İnatla gitmem artık siyasetin artık peşinden …
İşsizlik toplumda derin bir yaradır, hani çaresi ?
Bende hoşnut değilim ekonominin gidişinden …
***
Ali Mencik :
Bir varmış, bir yokmuş bırakalım masalı !…
Kredi kartı borçları derken çoğalıyor tasalı…
Ekonomiyi kuramsal gerçeklerden ayıramayız,
Ancak durumu iyi olan konuşur, fakir fukara susalı …
***
Mahir Sinanoğlu :
Siyaset benim için ne yar, nede ser değil,
Çalışarak hayatımı kazandım bilfiil…
Hesabını, kitabını iyi yapmazsan…
Dev olsanda, cüceye eğil babam eğil …
***
Aytekin Durmaz:
” Evreşe yol dar ” fakir çeker ahuzar,
Azerbaycan folklöründe seslendirilir Tar
Ekonomi bir aracın benzini gibidir …
Enflasyonu artarsa, yanmaz olur far …
***
Bayburdi :
Ses duyarım Buhara’ dan Taşkent’ ten
Seçim beyanatları duyuluyor Başkent’ ten
Vur mühürü üç hilalin ortasına…
” Çırpınırdı Karadeniz ” olsun besten
***
Alperen Saka :
Ağzında sigara cebi boş bazıları satar caka
” Ali’ nin külahı Veli’ ye ” yapar birde fiyaka
” Ayağını yorganına göre uzattı ”
Bir ömür boyunca Alperen Saka …
***
Müdahil Avukat :
Siyaset iyi gitmezse insanları del eyler,
Bakalım bu seçimde tabloyu değiştirecek mi ? bireyler,
” Artık eski tas, eski hamam ” mantığı sürmesin derim…
” Görelim, Mevla neylerse güzel eyler ”
***
Mehmet Aydın :
Sukunet mantalitesi ile bakarım her olaya,
Halk fakirleşti, düştü kuru ekmekle çaya
Ha bu gün, ha yarın düzelir diye …
Beklemekten bıktık günleri saya, saya…
***
Kapıcı :
” Şu derenin alıcı ”
Siyasette var mı ? kalıcı
Kuşların kralıdır
Doğan ismi ” alıcı ”
***
Cinali :
Evlerinin önü soğan ekili
Giymiş mor fistanı yeni dikili
Bir gün bende siyasete girersem
Olacağım Karaman’ ın Vekili …
***
Oturum sona yaklaşmıştır, Biraydin bey tezahüratlar eşliğinde kürsüye gelir …

– Biraydin :
İstanbul’ un asaleti var bende; adım Biraydin
Karşılaştığımda kibarca derim, Günaydın – Tünaydın
Yabancı dili, ekonomiyi su gibi biliyor …
Acep bizim Necmi Dodooğlu mu ? gerçek bir aydın …
***
Faruk Tepe :
Ne Yeşil’ dir ne de Siyah tablodaki fark
Bereketli yağmurlarla ancak dolar ark
Dürüst siyaset ve çabalar ile …
Ancak ayarlı dönmeye başlar ekonomik çark

***
Bir oturum daha burada sona erer, Bizim Kıraathane’ nin müdavimleri herkese ” Hayırlı Bayramlar “diler.

Yorum Ekle

Hamit Demirboğa 07-12-2008, 14:18:31
Sayın Bizim KAHVENİN Mümtaz müdavimlerine
selâm ve sevgilerimi sunar,hepinizin KURBAN BAYRAMLARINI Tebriki tebşir eder rızaı ilâhiyyeye mashar olmanız dileklerimle Hamit Demirboğa
Bu kahvenin boldur hilâlleri, yıldızları şiirleri
Uzaklık problem değildir, çünkü gönülleri bir
Her gönül dostları, bu kahvede demlenir
Bu kahvenin kıymetli yazarı Hüseyini Ülküdür
Fakat birleştiricilik vasfıyla kesinlikle Biraydın ki
görülesi hasbıhalleri çok ama çok derin!
Adına bakarak sakın kötü düşünmeyin,Almancayı bilir.
Batıdaki haberleri anında verir bilesiniz ki O Cinalidir!
Bakmayın onun KAPICI mapıcı olduğuna
kendisi sanki müdâvimlerin en kıymetlilerindendir!
kendisi gayet güzel İTALYANCA da bilir!
Adı Bayburdi,denildiğinde sanmayın ki bu bir makamdır!
kaidedir deme sakın!,Gerektiğinde O Türkün müziği davulu gümbürdetir!
Mahir Sinanoğlu denildiğinde, tavsiyeleriyle yılanı bile evcilleştirir!
Açtığı zaman Siyeri, Meali,Tefsiri, Evliyayı niyeti hep bilgilendirmektir
sakın demeyin acaba bu kim!?O Alperen sakadır,onu iyi dinleyin!
Aralarında birde genç vardır.Saygılı. sevimli ve gelecekten endişeli!
hep danışır sorar Ağbi bu nasıldır!? Adı da Barbaros Hayrettindir!
Kendisi Fransada fakat gönlü hep aramızda, gerektiği zaman dillendirir
Fransanın hali pürmelâlini, Dodooğlu Necmi
En uzaktadır bakıldığı zaman coğrafyada kanadaya,
Ali Mencik için bu hiç te uzak değil!
Hiç umulmaz onun gençliğinden,Aytekin Durmaz mı! hakikaten ona aferim!
Olacak inşaallah kesinlikle avrupadan bir vekil! haa oda Ziyaettin Tokyaydır bunu bilin
Bu kahvehane sakın sanmayın ki dedikodu yeridir, kumar oynanır ve hariçten gazel okunur!
Sus! ulan sus, inşaallah senin dilin tutulur da, bu müdâvimler senin çenenden kurtulur!
Sakın böyle demeyin O İhtiyar Hamit Demirboğadır
Beyler benim kusuruma bakmayın!Benim sizlerle göbek bağım parti marti değil
İSLÂM,ÖRF ADET VE VATANDIR!!

Alperen SAKA/okuyan biliyor 07-12-2008, 15:57:04
Hüseyin abim beni nasılda tarif etmişsin hani derlerya cuk diye oturmuş derler ya işte öyle
Hayatta her zaman bir öncelik sırası vardır diye düşünüyorum vede öyle yaptım.Evden önce araba alan arkadaşlarım hala emekli olamadı bir evi zar zor alabildiler hanımları çalıştığı halde.bizde hanım çalıştırmak ters uygun ortam olursa ne ala nitekim son zamanlarda 3-4 yıl kadar çocuk bakııcılığı yaptı o kadar
evimizdeki iş her şeyden önemliydi.ana babamızında hizmetinde bulunabildik hamdolsun
bu arada hamdolsun lafı layikliğe aykırıymış çok bilen aydınlarımız öyle diyor.Yakında Allah da dedirtmeyecekler böyle giderse
Bu arada bir kriz var ama bu kriz diğer hükümetler zamanında olsaydı düşünmek bile istemiyorum diye düşünüyorum inşallahçabuk atlatırız.ama şuna inanıyorum her ne çoğalırsa hemde aşırı çoğalırsa değeri düşüyor mesela ev fiyatları dağ taş inşaat kooparetif bakyılar tatlı kar var en az yarısı hucuum sonra ellerinde patladı tıpkı bir sene soğanı fazla ekip çok kazanmak isteyipde daha sonraki sene kazanamayınca az ekenler gibi bolluk sonrası kriz kriz sonrası bolluk diye düşünüyorum
İyide biz hiç bolluk görmedikki dersen kişiye göre değişir tabiki bu günlerimize göre özallı yıllarda boluk içindeymişiz haberimiz yokmuş ama o günlerdede ağlayan vardı şimdide umarım imanımızı kaybedecek kadar fakirleşmeyiz zira ehli sünnet alimleri fakirlik küfürden bir şubedir buyurmuşlar
Allahü teala açlıkla imtihan etmesin daha doğrusu o hali hakedecek hale gelmeyelim
soyut ve somut olarak hayatın gerçeklerinden bazılarını aşağıda sunuyorum

herkese hayırlı bayramlar dilerim

SOYUT OLNLAR

Sinirli geçirilen her dakikayla mutlu bir 60 saniye kaybedilmiş olunur
Seni neyin gelitireciğini düşün ve peşinden koş
Susamadan önce kuyuyu kaz
Cesaretlendirme hiç kimseye zarar vermez
Birinin izinden yürürsen onu geçmek mümkün değil
Zamanını engel aramakla geçirme belkide hiç engelyoktur
Karanlıkdan şikayet edeceğine bir mum yak
Şüphe zayıflığın işaretidir
Rüya ile gerçeğin arasındaki fark sebeb yapışmakdır
Bir uçurum iki sıçramayla aşılmaZ
Dinin doğru dürüst bilen yok namaz kılma oranı hızla düşüyor
korkarım bir gün bayramların adı kalacak çekirdek aile dahi azalıyor huzursuzluk evleri dluyor
bu gerçekler saymaklabitmez dağınık kalsın

SOMUT OLANLAR
Tuna nehri on avrupa ülkesinin atıklarını taşıyarak karadenizdeki kirliliğin yarısına sebep oluyor
Bir plastik şişe denizde 450 karada 1000 senede kayboluyor
Dünyada üçaklar bir yılda afrika kıtasının saldığı kadar karbondiyoksit salgılıyor
Ülkemizde bozayı,telli turna,fok,alageyik,ceylan, vaşak,kurt, şah kartal akbaba, geyik türlerininnesli tükenmekde üzere
Bu gerçeklerde saymakla bitmez o gün geline çözeriz yani ölme merkebim ölme hikayesi

Alperen SAKA/okuyan biliyor 07-12-2008, 16:00:13
işte hayatın asıl gerçekleri

Şakîk-i Belhî hazretleri, talebesi Hâtim-i Esam hazretlerine sordu:

Ne kadar zamandır benden ders alıyorsun?
33 senedir.

Bu kadar zaman içinde benden neler öğrendin?
Sekiz şey öğrendim.

Yazıklar olsun sana! Çok üzüldüm, emeklerim boşa mı gitti?
Hocam, siz sordunuz, ben de doğrusunu söyledim. Sekiz şey öğrendim.

Peki, nedir bu sekiz şey?
Birincisi şudur: İnsanlara baktım. Sevdiği şeyler, onlarla mezara kadar arkadaşlık ediyor ve sonra onu yalnız bırakıp ayrılıyorlar. Onlarla beraber mezara girip, dert ortağı olmuyorlar. Bu hâli görünce, (Dünyada öyle bir dost seçmeliyim ki, mezara benimle gelsin, bana orada arkadaşlık etsin) diye düşündüm. Aradım, taradım, Allahü teâlâya yapılan ibadetlerden başka, böyle sadık bir sevgili bulamadım. Ben de ibadetlere sarıldım. Ne dersiniz?

Çok doğru, çok güzel etmişsin. Peki, ikincisi nedir?
İkincisi: İnsanlara baktım, çok kimse, arzuları, nefisleri peşinde koşuyor. O zaman, (Allahü teâlâdan korkarak nefislerine uymayanlar, elbette Cennete gideceklerdir) mealindeki âyet-i kerimeyi hatırladım. Nefsimi düşman bilerek, ona aldanmamaya karar verdim ve arzularıma uymadım.

Allah sana iyilikler versin, ne güzel yapmışsın. Üçüncüsü nedir?
Üçüncüsü: İnsanlara baktım, herkes dünyalık toplama sıkıntısı içine girmişler. Sonra (Dünya malından, sarıldığınız, sakladığınız her şey, yanınızda kalmayacak, sizden ayrılacaktır! Ancak Allah rızası için yaptığınız iyilikler ve ibadetler sizinle beraber kalacaktır) mealindeki âyet-i kerimeyi düşündüm. Dünya için topladıklarımı, Allah yolunda harcadım. Yani Allahü teâlâya ödünç verdim! Nasıl yapmışım?

Ne güzel yapmışsın. Peki, dördüncüsü nedir?
Dördüncüsü: İnsanlara baktım, başkalarını beğenmiyorlar, birbirlerine haset ediyorlar, birbirlerinin mevki, mal ve ilimlerine göz dikiyorlar. Bunu görünce, (Dünyadaki maddî, manevî bütün rızıklarını aralarında taksim ettik) mealindeki âyet-i kerimeyi hatırladım. Herkesin ilim, mal, rütbe, evlat gibi rızıklarının dünya yaratılmadan önce, ezelde taksim edildiğini, kimsenin elinde bir şey olmadığını ve çalışmayı, sebeplere yapışmayı emrettiğinden, Ona itaat etmiş olmak için çalışmak lazım geldiğini ve hasedin zararlarını ve lüzumsuz olduğunu anladım. Allahü teâlânın ezelde yaptığı taksime razı oldum. Bütün Müslümanlarla iyi geçindim, herkesi sevdim ve sevildim.

Ne iyi, ne güzel yapmışsın. Beşincisi nedir?
Beşincisi: İnsanlara baktım, çok kimse, insanlık şerefini, bir makam sahibi olmakta zannediyor ve makamıyla iftihar ediyor. Kimi de, kıymet ve şerefi, çok mal ve evlatta görüp, bunlarla iftihar ediyor. Kimi de, malı, parayı Allahü teâlânın emrettiği yerlere değil de, insanların hoşuna gidecek, herkesi eğlendirecek yerlere sarf ediyor, insanlık şerefini bunda sanıyor. Bunu görünce, (En şerefliniz, en kıymetliniz, Allahü teâlâdan en çok korkandır) mealindeki âyet-i kerimeyi düşündüm. Bunların yanıldıklarını anladım ve takvaya sarıldım. Rabbimin af ve ihsanlarına kavuşmak için, Ondan korkarak, İslamiyet�in dışına çıkmadım.

Ne güzel yapmışsın. Altıncısı nedir?
Altıncısı: İnsanlara baktım. Birbirlerinin mallarına, mevkilerine ve ilimlerine göz dikiyor, parça parça ayrılıyorlar, birbirlerine düşmanlık ediyorlar. Bunları görünce, (Sizin düşmanınız şeytandır. Bunları düşman bilin) mealindeki âyet-i kerimeyi hatırladım. Şeytanı ve onun yoldaşları olan sapıkları düşman bilip, sözlerine aldanmadım. Allahü teâlânın emirlerine itaat ettim. Kurtuluş yolunun, yalnız Ehl-i sünnet yolu olduğuna inandım. (Ey Âdemoğulları, Şeytana tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır, diye, sizden söz almadım mı, bana kulluk edin! Kurtuluş yolu, ancak budur) mealindeki âyet-i kerimeyi düşünüp, Müslümanları aldatmaya uğraşanları dinlemedim. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından ayrılmadım.

Ne güzel ne iyi yapmışsın. Yedincisi nedir?
Yedincisi: Kimi insanlar, para kazanmak için haram ve şüpheli şeylere dalıyorlar ve zillete, hakaretlere katlanıyorlar. Bunları görünce, (Allahü teâlâ tarafından rızkı gönderilmeyen yeryüzünde bir canlı yoktur) mealindeki âyet-i kerime hatırıma geldi. O canlılardan birinin kendim olduğumu bildim. Rızkımı göndereceğine söz verdiğine, elbette göndereceğine güvenerek, Onun emrettiği gibi çalıştım.

Ne iyi yapmışsın. Sekizincisi nedir?
Sekizincisi: Baktım, herkes bir şeye güveniyor. Kimi altına, mal ve mülküne, kimi sanatına ve kazancına, kimi makam ve rütbesine, kimi de kendi gibi bir insana güveniyor. Bunları görünce, (Allahü teâlâ, yalnız kendisine güvenenlerin her zaman imdadına yetişir) mealindeki âyet-i kerimeyi düşündüm. Her zaman ve her işimde yalnız Allahü teâlâya güvendim. O emrettiği için çalıştım, sebeplere yapıştım; fakat yalnız, Ondan istedim. Yaptıklarımda bir eksiklik var mı?

Ya Hâtim, dini tam ve doğru anlamışsın. Senin gibi bu sekiz temel kaideye uyanlar, dinimize tam uymuş olurlar.
Gerçek kesit 07-12-2008, 16:13:59
Eskisi olmayanın yenisi olmaz

Aralıksız çalan kapının zili, Mübeccel hanımı eski ahşap merdivenlerden hızla aşağı indirmek için zorluyordu. Fakat yaşlanmıştı artık. Dizlerinin ağrısı artmış, ona ağır hareket etmesini söylüyor gibiydi.

Geldim, geldim

Kim o!

Benim anneciğim, kızın Neriman.

Neriman!

Mübeccel Hanım 2 yıl önce gelin etmişti kızını, iyi bir insandı damadı bir de torunu vardı. Ne güzel şeydi torun sevgisi.

Hayırdır kızım ne bu acele peş peşe basıyorsun şu zile. Gel gel, bakalım içeri, ver bakayım şu kucağındaki yavrucağı.

Bıktım artık anne bıktım, dayanamıyorum. Dönmeyeceğim o eve bir daha.

Sakin ol bakalım! Geç içeriye. Kapıda konuşulmaz böyle şeyler. Ben bir çay atayım ocağa, hem konuşur hem de bir şeyler yer içeriz.

Tamam, anne ben çocuğu yatırayım.

Mübeccel Hanım, ocağa çay koyarken düşünüyordu; ne oldu acaba? Damat bir şey mi yaptı, deli kız kim bilir neye sinirlendi yine.

Anlat bakalım kızım hayırdır inşallah. Nedir seni böyle apar topar bize getiren?

Neriman ağlamaktan şişmiş gözleri ile annesine baktı tekrar başladı ağlamaya, hıçkırarak ağlıyor, olmuyor anne ben artık o eve dönmeyeceğim diye söyleniyordu. Mübeccel Hanım:

Ne oldu kızım baştan anlat dedi.

Ne olacak tartıştık. Çok sıkıldım tatile gidelim dedim, gidemeyiz hanım işlerim çok yoğun, şimdi izin alamam dedi. Salondaki halı eskidi zaten koltuklara uymuyor değiştirelim, haftaya arkadaşlar bize gelecek ayıp olur dedim, beni eşyalarımla seven benim arkadaşım olamaz dedi. Deli edecek beni anne, deli edecek. Suç bende tabi Feride gibi alıp getirteceksin halıyı mecbur kalacak kabullenmeye.

Mübeccel Hanım, çayları getirmek için mutfağa gittiğinde, Neriman hâlâ kocası için bir şeyler söyleyip, bağırıp çağırıyordu. Mübeccel Hanım, elinde çay tepsisi ile içeri girdi.

Beni dinlemiyor musun anne?

Dinlemez olur muyum, dinliyorum. Yıllar evvel bende senin gibi baba evine gitmiş, anneme ağlayıp zırlamış, dönmeyeceğimi söylemiştim.

Anneannem ne demişti sana anne?

Ne diyecek beni bir güzel azarladı, kolumun altına getirdiğim bohçamı sıkıştırdı ve bu evde sana yer yok, bilirsin ki evden çıkan kız geri dönmez, hadi bakalım dön kocanın yanına, özür dile, yalvar ki seni affetsindedi ve beni adeta kovar gibi kapının önüne koydu. O zaman çok kızmış, söylenmiştim anneme, şimdi hak veriyorum. İyi ki geri göndermiş beni Sonra sen oldun baban ve ben çok mutlu bir evlilik geçirdik, kimseye muhtaç etmedi beni, Allah, onu başımdan eksik etmesin, ondan razı olsun rabbim. Ya, işte böyle.

Ne yani, şimdi anneannem gibi sende beni, geri mi göndereceksin?

Kızım seninle konuşacağım; şimdi sana söyleyeceklerimi iyi dinle, tarih tekerrür etti ve eder de, sen de bu söylediklerimi kendi evladına söyleyeceksin belki.

Annesi tekrar söze başladı:

Bak kızım, biz sana dinini öğrettik, seni dinini bilen namazını kılan, güzel ahlaklı çalışkan birisi ile evlendirdik. Evet, bunlar anne babanın görevleridir ama biz bu konuda Allah rızası için hassas davrandık. Feridunu baban da, ben de çok severiz hiç saygısızlığını görmedik, eli açıktır hem sana hem herkese. Sana ve çocuğuna bağlıdır. Size daha iyi imkânlar vermek için, gece gündüz çalışıyor sizi kimseye muhtaç etmiyor. Yediğiniz önünüzde yemediğiniz ardınızda. Bizim gibi yokluk çekmiyorsunuz. Çamaşırı çamaşır makinesi, bulaşığı bulaşık makinesi, halıları halı makinesi yıkıyor. Ekmek yapma, soba yakma derdiniz yok, evler kaloriferli, sana ve senin gibilere rahatlık batıyor kızım rahatlık. Seninki düpedüz şımarıklık… Sen para kazanmadığın için bilmiyorsun, ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde, ne yapsın adam başka iş bulmak kolay mı? Sen kocanı yok tatildi, yok halıydı diye bunaltırsan, zaten yorgun geliyor adam, onu rahat ettirmezsen, hasta olur o zaman ne yapacaksın?

Sen sen ol; sakın gereksiz şeylerle dünyalıkla, kocana sıkıntı verme, eskinin kıymetini bilmeyenin, yenisi olmaz derler. Gereksiz istek ve harcamalardan kaçın, kendini kocanın yerine koy, bütün gün insanlara laf anlatmak, yük çekmek kolay değil. Dırdır eden kadın olma, hiç kimse, dırdır dinlemek istemez. Kaldı ki yorgun gelen koca hiç istemez. Kocanın kılık kıyafetine, ütüsüne dikkat et; çünkü erkek dışarıda karısını temsil eder. Ütüsüz gömlek ve pantolon, ondan önce seni küçültür. Sakın sesini kocandan fazla yükseltme, ondan izinsiz hiçbir şey yapma, buraya bile gelirken izin almayı ihmal etme. Kocanı güler yüzlü, neşeli karşıla. Sakın arkadaşlarına beyini anlatma, arkadaşlarını ve arkadaşlarının kocaları hakkında duyduklarını beyine bahsetme! Kimse, bir başkası ile karşılaştırılmaktan hoşlanmaz. Kendine, kılık kıyafetine özen göster. Beyini ana baban da olsa, kimseye şikâyet etme. Yuva yıkmak kolay ama yapmak zordur. Yuvana sahip çık, evinin hanımı ol, artık babanın evinde misafir olursun, senin evin, yerin kocanın yanıdır. Kocanı üzersen bizi üzmüş olursun, bunu unutma. Bizim rızamızı kazanmak istersen eve gittiğinde, beyinden özür dile olur mu kızım.

Annesi söylediklerini düşünmesi için çayları doldurmak bahanesi ile Nerimanı yalnız bıraktı. Neriman annesinin haklı olduğunu düşünüyordu. Aslında kocası iyi bir adamdı, kötü bir alışkanlığı yoktu. Hiç bir zaman kendisine kötü davranmamış, hatta olumlu isteklerini yerine getirmeye çalışmıştı. O kadar da önemli değildi zaten, halısı uyum sağlamasa da değiştirilecek kadar eskimemişti. Başkalarının söyleyecekleri için huzurunu bozduğuna değer miydi? Bütün bunları düşünerek dalmıştı Neriman Annesi:

Çocuk uyandı, ağlıyor galiba kızım bir baksan dedi.

Neriman içerideki odadan çocuğunun üzerini giydirmiş, kendiside pardösüsünü eşarbını örtünmüş olarak çıktı. Mübeccel Hanım:

Hayırdır gidiyor musun kızım dedi.

Gideyim anne, galiba sen haklısın, beyim gelmeden sevdiği yemekleri hazırlayarak kendimi affettireyim.

Eh sen bilirsin kızım haydi selametle git. Bil ki en doğrusunu yapıyorsun, işte Müslüman bir hanımefendisi böyle yapar zaten.

Neriman, annesinin elini öpüp, iki sokak ötedeki kendi evine doğru yola koyuldu.

Mübeccel Hanım, kızının arkasında uzun uzun bakıp dua etti

Şimdiki kızlar, sıkıntı çekmiyor, sabır göstermiyor böyle evlilik de yürümüyor. Evinde sıkılan, karısına kızan, kocası ile tartışan, baba evine koşuyor. İncir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle boşanıyorlar. Biz seni sokakta bulmadık bırak gel kızım diyen anne baba sonra çok pişman oluyor ama olan çocuklara oluyor. Evlatlarına sabırlı olmayı, yük çekmeyi, saygı ve sevgiyi öğretemeyen aileler sonuçlarına hep birlikte katlanıyor.

Kapıcı 07-12-2008, 16:24:29

saka hocam bize bir şey bırakmamış bizde Bizim kahve destanını yazalım bari dedik işte size hayata dair bizim kahve gerçeği

Bizim kahve destanı

Porselen demlikte güzel demlenir,
Rengi kıpkırmızı gören imrenir,
Herkes bizim kahveden demlenir
Bir başkadır bizim kahvehane

Önemini bilen bizim kahveye gider,
Maksat muhabbet, çayı bahane eder,
Sohbetlerin feyzi bırakmaz keder,
Bir başkadır bizim kahvehane

Cam bardaklar sıra sıra dizilir,
Çöpü düşmez, bir cam gibi süzülür,
İşi olup içemeyen üzülür,
Bir başkadır bizim kahvehane

Memba sularıyla yapılanına,
İçmeyen çıkarsa, değsin canına,
Rengi benzetilir tavşankanına,
Bir başkadır bizim kahvehane

Çay ikram edeni, ehli unutmaz,
Uykusu geleni hemen uyutmaz,
Ihlamur, çayların yerini tutmaz,
Bir başkadır bizim kahvehane

Rizemizin nefis olur çayları,
İçilir, yaz, bahar ve kış ayları,
Zinde tutar bayanları bayları,
Bir başkadır bizim kahvehane

Tozları elenir, sonra demlenir,
Bardak boşaldıkça, çay tazelenir,
Çayların yanında nevale yenir,
Bir başkadır bizim kahvehane

Garipler, dervişler çaya bayılır,
Çay, evliya içeceği sayılır,
Çay kokusu her tarafa yayılır.
Bir başkadır bizim kahvehane

Çaydanlık az gelir, konur semaver,
Hizmet eden kişi, olur cengâver,
Rahatça içeriz, dar olsa da yer,
Bir başkadır bizim kahvehane

Kimisi, çay içer, nargile çeker,
Bazen teker teker kırılır şeker,
Çünkü kimileri kıtlama içer,
Bir başkadır bizim kahvehane

Çay sohbeti dile destan bir olay,
Her molada getirilir taze çay,
İtiraz edilmez, herkes der hay hay,
Bir başkadır bizim kahvehane

Sohbetlere edep ile girilir,
Uykusu gelenler içip dirilir,
Boşalınca tazelenip verilir,
Bir başkadır bizim kahvehane

Kimi üç bardağın adını anmaz,
Beş bardak olsa da, çay içtim sanmaz,
Dokuz bardak içer yine de kanmaz,
Bir başkadır bizim kahvehane

Yemeğin hazmını kolaylaştırır,
Sohbete renk katar, olaylaştırır,
Dostluğu, sevgiyi hep paylaştırır,
Bir başkadır bizim kahvehane

Çaylarımız her ülkede vizeli,
Rize de yetişir çayın güzeli,
Piyasaya sürer onu Rizeli,
Bir başkadır bizim kahvehane

Göz alıcı renge kimler vurulmaz,
Taze demlenmişse, geri durulmaz,
Filiz varken başka çaylar sorulmaz,
Bir başkadır bizim kahvehane

Gönül ne çay ister, ne de çayhane,
Gönül sohbet ister, çaysa bahane,
Bu çaylı sohbetler olur şahane
Bir başkadır bizim kahvehane

Bayramınız kutlu olsun 07-12-2008, 16:35:49
Yüreğim Taş İster Bayram Yapamam

Yedi gün bayramdır koca senede
Her gün bayram olsa yetmez gene de
Vakıflar önünde yetim hanede
Garipler aş ister bayram yapamam

Vade bekler ömür denen hızarda
Huzuru bulacak ancak mezarda
Her köşe başında emek pazarda
Avare iş ister bayram yapamam

Kanaat bilmiyor yaşlısı genci
Gelir ipotekte ahval ne feci
Kanını emerde doymaz tefeci
Bir verir beş ister bayram yapamam

Çaresiz kullara ırak duramam
Kabustur düşlerim hayra yoramam
Lokman hekim gelse yaram saramam
Yüreğim taş ister bayram yapamam

Zavallı bedende candan pes ettim
Tükendi tüm yollar dünden pes ettim
Kalmadı umudum tümden pes ettim
Kaderim tuş ister bayram yapamam

Nefretim namerde bakmam kusura
Yiğit muhtaç olmuş kamış hasıra
Serde çöreklendi hicran bu sıra
Gözlerim yaş ister bayram yapamam

Derbeder olmuşum hissiz gecede
Hasretim artar hep ıssız gecede
Gözlerim kan ağlar sessiz gecede
Uykular düş ister bayram yapamam

Vay benim hallerim makus kaderim
Her bayram gününde dertten hederim
Her gün isyandayım bitmez kederim
İsyansız baş ister bayram yapamam

Ziyaettin Tokyay