Ulkemizi Kimlere Emanet Edecegiz ? 2

1982 ylinda izine geldim Kutahya otobus garajina geldim telefon kulubelerinde telefonlar calismiyor ama bufede telefon calisiyor yani vatandasi bufeden telefon etmeye mecbur etmek 3-4 gun sonra ulusal basinin Kutahya muhabirligini yapan sol goruslu bir kisiyle konusdum burasi turkiye bu sekilde kabul ediyorsan gelirsin deyince tepem
atmis sizin gibi sorunlari yazamiyan korkak muhabirler olursa tabi ulkede birsey duzelmez dedim baktim bizim solcu muhabir milliyeci agziyla konusmaya basladi .
Her serseyin baslangici genelde eksizsiz egitim .Peki Gelismis gayri muslum ulkeler bu sorunu nasil cozmus ?
14 – 15. yüzyıldaki İtalyan Rönesansı batı ile klasik antikite arasındaki bağın tekrar kurulmasını sağlamıştır. Arap bilimi —özellikle matematik— alınmış, deneyselliğe geri dönülmüş, yaşamın önemi hakkında yoğunlaşılmış (örneğin Rönesans hümanizmi), matbaanın bulunmasıyla ve sanat, şiir ve mimari’de ortaya çıkan yeni tekniklerle bilgi yayılabilmiş, böylece radikal bir değişim başlamıştır. Bu çağ uzun zamandır geriye düşmüş olan Avrupa’nın ticaret ve Coğrafi Keşifler’le yükselişinin öncüsü olmuştur. (1860’larda). Yeniden doğuş iki anlamı içerir. İlki antik klasik metinlerin tekrar keşfi, öğrenimi, sanat ve bilimdeki uygulamalarının tesbitidir. İkinci olarak bu entelektüel aktivitelerin sonuçlarının Avrupalılık kültürünü genelde güçlArapçaya çevrilmiş eski Yunan ve Roma eserlerin tercüme edilmesi.
Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu.
Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir,
İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir,
İnsanın sürekli faal olması şerefli birşeydir ve
Gerçek güzeldir. Bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdir ki, başka dünyaları düşünmenin hiçbir anlamı yoktur anlayışı hakimdir.
Rönesans döneminin yaratıcılığının esas yürütücü gücü tüccarlardır. Bunlar en kârlı ticaretin hangi alanda olduğunu araştırdılar ve bu yoldan sağladıkları zenginlikleri. sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar. Rönesans; Floransa, Venedik, İngiltere, Portekiz, Hollanda gibi büyük kent-devletlerinde ya da metropollerde doğmuştur.
Rönesans üzerinde derin araştırmalar yapan Burkhard: “Rönesans insanın keşfedilmesidir.” demektedir. Gerçekten de ortaçağda Avrupa’da insanın hiçbir kıymeti yoktu. Engizisyon mahkemelerinde yüzbinlerce insan haksız yere ve çok defa sırf servetlerini ele geçirebilmek için öldürüldü. Papazlar çeşitli menfaatler karşılığında günahları affediyorlardı. Hatta Cennetten yerler satıyorlardı. Mantık ve insani esaslar kaybolmuştu. İslâm âlimlerinin kitaplarını okuyarak dünyanın döndüğünü ilan eden Galile ve daha pekçok düşünür çeşitli işkenceler görmüş pekçoğu öldürülmüştür. Bu itibarla Rönesans hareketi ilim ve teknikteki ilerlemenin yanısıra insan ve tabiat sevgisini de beraberinde getirdi. Rönesansın öncüleri, sanat faaliyetlerinin yanısıra edebiyat, tarih ve arkeolojiye de önem verdiler. Resim ve tasvir anlayışı gelişti. Rönesans mimarlığının başlıca özellikleri ölçü, sadelik ve tabiiliktir.Bu şekilde İtalya’da başlayan Rönesans hareketi kısa zamanda bütün Avrupa’da yayıldı. Rönesans daha ziyade Fransa’da sanat; Almanya’da dini tablo ve resimler; İngiltere’de edebiyat; İspanya’da resim ve edebiyat alanında gelişti. İtalyan fikir adamı ve yazarlarından Machiavel (1469-1530), Ariosto (1474-1535), Tasso (1544-1595) yetişip eserler verdiler. Machiavel’in Hükümdar adlı eseri meşhurdur. Ressamlardan Rafael (1483-1520) aynı zamanda heykeltraş, mimar ve edebiyatçı Mikelanj (1475-1564) bu devirde İtalya’da yetişen sanatkarlardır . Fransa, edebiyat ve fikir sahalarında İtalya’yı geçerek; Ronsard (1525-1585), Montaigne (1533-1592), Rabelais (1495-1555), mimarlıkta Louvre Sarayını yapan Pierre Loscot, Tuileries Sarayını yapan Jeada ilk defa dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen Kopernik (1473-1543) yetiştiler. Rönesans devrinde yapılan eserler Avrupa’da hala mevcuttur. Ressam ve heykeltraşların tablo ve heykelleri müzelerde bulunmaktadır.Bu yüzden Rönesans’tan bahsederken iki farklı fakat anlamlı yoldan söz edilebilir: Klasik öğrenmenin ve bilimin antik metinlerin tekrardan keşfiyle yeniden doğması ve genel anlamda bir Avrupalılık kültürünün yeniden doğuşu. Kiliseye olan güven sarsıldı ( Zira zenginler her turlu pisligi yapip kiliseye yukluce para varince ve cennetide parayla Kilisedenn alabildiklerinie gore kiliselerin zenginligini siz seyredin Avrupanın ekonomik gücü arttı Yeni ırklar, kültürler, hayvanlar ve bitkiler keşfedildi Rönesans ve reform hareketlerinin doğmasına ortam hazırladı .
Fransız İhtilali
Fransız İhtilali, meydana getirdiği gelişmelerle Avrupa’nın sosyal ve siyasal yapısını değiştirmiş, sonuçları itibariyle bütün dünyayı etkilemiştir.
İhtilâlin Nedenleri
Fransız İhtilâli’nin başlamasında;
• Fransa’nın XVI. yüzyıldan beri kendisini “Tanrıdan başka kimseye hesap vermek zorunda görmeyen” krallar tarafından baskıyla yönetilmesi
• Fransa’da halkın birbirine eşit olmayan sınıflara ayrılması ve bazı sınıflara geniş ayrıcalıkların verilmesi
• Fransa kralının ekonomiyi düzeltmek için haksız olarak yeni vergiler koyması ve soylularla din adamlarının vergilerden muaf tutulması
• Fransa’nın ekonomik yükünü çeken burjuva sınıfına ve köylülere siyasal hakların verilmemesi
gibi nedenler etkili olmuştur.
İhtilâlin Sonuçları
• Fransa’da mutlak monarşi yıkılarak, egemenliğin halka ait olduğu kabul edilmiştir.
• Milliyet, eşitlik, hürriyet, adalet gibi demokrasi ilkeleri dünyaya yayılmıştır.
• Milliyetçilik fikrinin yayılması ile imparatorluklar dağılma sürecine girmiştir.
• Fransız İhtilâli Yeniçağ’ın sonu, Yakınçağ’ın başlangıcı kabul edilmiştir.
• İnsan Hakları Bildirisi Fransızlar tarafından dünya çapında bir bildiriye dönüştürülmüştür.
Fransız İhtilâli’nin Osmanlı Devleti’ne Etkileri
Osmanlı Devleti, Fransız İhtilâli karşısında tarafsız bir tutum takınmıştır. Bütün dünya uluslarını etkileyen Fransız İhtilâli’nin Osmanlı İmparatorluğu’na olumlu ve
Olumlu Etkileri olmusdur Osmanli fransiz ihtilaline karsi ciksaydi ne olurdu ?
Fransız İhtilâli’nin etkileri yayıldıkça Osmanlı devlet adamları, vatandaşlık haklarının korunması, yargı güvencesi, din ayrımı yapılmaksızın eşitlik gibi ilkeleri benimsemişlerdir. Egemenliğin millete ait olduğu fikrinin ve demokrasi anlayışının Türk toplumuna yerleşmesinde Fransız İhtilâli’nin olumlu katkıları olmuştur. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Fermanı ve Kanun–i Esasi’nin ilan edilmesi, yönetim, askerlik, eğitim ve ekonomik alanlarda yeniliklerin yapılması bu durumun göstergesidir
Fransız İhtilâli’nin olumsuz etkisi milliyetçilik akımının ülkedeki Müslüman olmayan topluluklar arasında hızla yayılması olmuştur. XIX. yüzyılda milliyetçilik akımının etkisiyle ülkede isyanlar çıktı. XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti açısından “Ayaklanmalar Yüzyılı” olmuş ve devlet dağılmaya başlamıştır.
Sanayi İnkılâbı
Yeni buluşların üretime uygulanması ve bunların en önemlisi olan buhar gücüyle çalışan makinelerin kullanılması makineleşmiş endüstriyi doğurdu. Böylece insan ve hayvan gücünün yerini makineler almıştır. Buna Endüstri veya Sanayi İnkılâbı denilmiştir.
İngiltere’de başlayan makineleşme, kısa zamanda diğer ülkelere yayıldı. İngiltere’den sonra Fransa, Hollanda, Almanya devletleri ve Avusturya’da sanayileşme hızla gelişti.
Sanayi İnkılâbı’nın Sonuçları
• Avrupa’da üretim artmış ve insanların refah seviyesi yükselmiştir.
• Sağlık, temizlik ve konfor anlayışında önemli gelişmeler görülmüştür.
• Yaşam koşullarının iyileşmesi ve ölüm oranlarının düşmesi sonucunda hızlı nüfus artışı görülmüştür.
• Büyük sanayi şehirleri ortaya çıkmıştır. Kentlerin hızla büyümesiyle işsizlik gibi yeni toplumsal sorunlar doğmuştur.
• Ekonomiyle ilgili kapitalizm, sosyalizm ve emperyalizm gibi görüşler ortaya atılmıştır.
• Avrupa’da işçi sınıfı ortaya çıkmış ve önem kazanmıştır. İşçi işveren sorunlarının çözümlenebilmesi için sendikacılık girişimleri başlamıştır.
• Hammadde ve pazar bulma önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu durum Avrupa devletleri arasında sömürgecilik yarışını hızlandırmış ve I. Dünya Savaşı’na neden olmuştur.
• Küçük atölyeler kapanmış, bunların yerlerine ucuz ve kaliteli mallar üreten fabrikalar kurulmuştur. Tarımdaki teknolojik gelişmeler de üretimi artırmıştır. Ayrıca, XVIII. yüzyılda İngiltere’de geniş ve büyük toprak edinme politikası izlenmiştir. Böylece, küçük çiftçi ortadan kalkmış ve bu kişiler tarım işçisi olmuştur.
• Ticaretin gelişmesi, hammadde ve mamül maddelerin ucuza taşınma gereğinin ortaya çıkması demiryollarının yapılmasına, sermaye ve eğitilmiş insan gücüne ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur.
• Üretimin fabrikalarda yapılması, üretim faaliyetlerini yerel ve aile çevresini aşarak sistemli şekilde uluslararası bir niteliğe ulaştırmıştır.
Endütri Devrimi sonucunda Osmanlı İmparatorluğu’nda küçük atölyeler oratdan kalkmış işsizlik artmış ,dış ticarette denge bozulmuştur.Osmanlı Devleti,XIX yüzyılının ortalarından itirbaren Avruba mallarının istilasına uğramıştır.Sonuç olarak Osmanlı Devleti,dışarıya hammadde satan ve dışarıdan mamül alan bir ülke haline gelmuştir.Ekonomide başlayan bu gerileme siyasi çöküşü hızlandırmıştır.Konu okadar uzun ve karisikki yukarida aciklik getirlimesi gereken bir suru konu var
sanirim ileride ilk firsatta tekrar bu konuya donmek gerek

Gurbetci Bagimsiz Kutahya Millet Vekili Adayi
www.ziyaettintokyay.com
email ; saphaneli1950@hotmail.com

Ziyaettin Tokyay